Mekânsızlık

Daha yazının başında itiraf edeyim; sırf bir önceki yazının başlığıyla kafiyeli olsun diye bu konuyu seçtim. Ama bir şeyler karalayabilirim galiba.

Mekân denince, biliyorum ki herkesin aklına farklı bir kavram geliyor. Birçok kişi “daimi yaşanılan yer” olarak algılarken, hiç de azımsanamayacak çoğunluktaki bir kesim de “heyy babuş, şu yeni mekana gidelim hadi!” tümcesindeki anlamı tercih ediyor. Ama sanırım şu an bu satırları okuyanlar ikinci anlamı pek tasvip etmeyecektir.

Ben de etmiyor ve ilk anlamla devam ediyorum. Hani doğduğun yer mi, doyduğun yer mi diye bir deyiş vardır ya, insanın nerede mutlu olduğuna dair.. İşte mekânsal durumlar bu noktaya varıyor. Şimdi burada bir soru sorsam size, mekânınız neresi diye, eminim birçoğunuz halihazırda yaşadığınız yeri söylersiniz. Aslında ben de öyle söylerim, yani bunda garip bir şey yok elbette.

Garip olan, mekânsızlık kavramı. Hayatım boyunca sahip olmak istediğim ama hiçbir zaman yakınına bile yaklaşamadığım olgu yani.. Herhangi bir yere ait olmadan, o an içinden gelen yerde yaşayabilmek mesela. Ya da bunu geçiyorum hadi, zor çünkü biraz; ama mesela kalıcı olmasa dahi istediğin zaman istediğin yere seyahat etmek.. Herhangi bir bağa ya da daha önemlisi ayakbağına sahip olmadan yaşayabilmek.

Hiç öyle Ferrari’yi satmak tarzı düşünceler değil bunlar, Ferrari’m olsa biner kanırttıra kanırttıra gezerim. Her şeyi bırakıp Bodrum’a da yerleşmem, sıkılırım orada. Benim istediğim zaten tam aksi, yerleşmemek.

Eskiden sahip olduğum pek çok dostum bu düşünceye gayet zıt yaşamlar sürerdi, belirli bir düzenleri olsun, hayatları belli olsun isterlerdi. Onlar da öyle istedikçe tam tersi olurdu. Ben değişiklik arzuladıkça da değişmeyen şeyler karşıma geliyor hep. Hayat tezat üstüne kurulu galiba.

Şimdi yine dostlarım gidiyor; sağa sola. Ya da en azından gidecek. Ben yine limanda kalıp el sallama moduna geçmek üzereyim yani.

Mekânsızlık güzel olgu ama, biraz imkansız gibi. Yatacak ‘yeri’ yok gibi. Gibi.

– – –

Tam yazıyı kapatıyordum ki, fazla karamsar olduğumu farkettim. Gerek yok. Şimdi birkaç şey var kafamda, birkaç ihtimal. Gerçekleşirse -ki tamamen benim elimde- güzel günler göreceğiz, güneşli günler.

Böyle daha iyi oldu. Gibi. ♣

Reklamlar

Mekânsızlık” üzerine 2 yorum

  1. >Aslında işin sırrı ikisinin de ucunu fazla kaçırmamak. Yani kafana estiğinde basıp gidebilecek, bundan sıkıldığındaysa yerleşik hayata geçebilecek imkanın olacak. İlle de güvenecek bir şey istiyoruz işte, huyumuz kurusun.Ama önümüz bahar gibi sanki, haklısın, güneşli günler kapıda zira benim de gerçekleşmesini beklediğim gayet flu planlarım var.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s