H O L L Y W O O D

 

Bilmemkaçıncı Akademi Ödül Töreni yaklaşıyor yine. Bir heyecan ki sormayın.. Değil tabii aslında. Hepimiz biliyoruz ki, Oscar Ödülleri adil değildir, politiktir, hakedene gitmez, falan filan.. Ama bunların bilinmesine rağmen yine de her sinemaseverin içindeki o minik merak kalır. Oscar Ödülleri her zaman bir cazibe sahibidir yani.

Ama değinmek istediğim başka bir şey var. Bu ödülleri şöyle bir gözünüzün önüne getirirseniz, yani Oscarlar’a istatistiki bir biçimde bakarsanız, bence sizin de gözünüzden kaçmayacaktır, bahsettiğim şey. Hollywood’daki kan kaybı.

Özellikle son on yılda gelinen nokta oldukça garip. Örneğin aklımda kalan en çarpıcı yıl olan 1999’u düşünüyorum.. O yıl ortaya çıkan filmlerin bazıları American Beauty, Fight Club, Matrix, Green Mile, Sixth Sense, Being John Malkovich, Eyes Wide Shut idi. (Biliyorum, bunların tamamı elbette Oscar adayı değildi ama zaten olay Oscarlarla ilgili değil şu an.) Mesela şu filmlerin ilk üçü sinema tarihi için doğrudan önemli bir adımdır. Sadece o yılda bile bu kadar ağır top aynı anda yarışabiliyordu yani.

Ama zaman geçtikçe kalitenin düştüğü çok açıkça görülebiliyor.. Yine birkaç isim saymak gerekirse; Gladiator, A Beautiful Mind, Chicago, Crash, Hurt Locker gibi filmler Oscar almış. Alsın, o sorun değil. Buradaki durum, aday filmlerin bile son derece vasatlaşması olgusu.

Aslında çok net: Hollywood artık üretemiyor. Klişelerle, özel efektlerle, büyük oyuncularla bu kadar ilerleniyor, çünkü Hollywood da unuttu şunu: Sinemanın belkemiği öyküdür, anlatılmak zorunda olunan bir hikayedir, yani senaryodur. İyi senaryoyu ise artık arayın ki bulasınız.

Son yıllardaki en büyük üç nefretimden birisi olan Avatar’ı, kurtarıcı olarak lanse etmek, Hollywood’un sorunu. Başka bir şey değil. (Diğer ikisi için bkz. V for Vendetta, bkz. Inception.)

Hollywood böyle ilerlerken -ki ilerlesin, bizi bağlamaz- bağımsız sinema yerinde saymadı. Zaten iş de burada patlak veriyor. Hem ABD’deki hem de ABD dışındaki anti-anaakım film sektörü, gelişen ve ucuzlayan teknolojiyi de ardına alarak, iyi ve anlatılması gereken öyküleri anlatmaya başladı. Kendilerine özgü bir dil bile yerleştirdiler zamanla. Film festivalleri de sağolsun bunların yayılmasına yardımcı oldu, geliştikçe geliştiler.

Şimdi düşününce, son zamanlarda izlediğim iyi filmlerin büyük çoğunluğu, işte bu bağımsız sinema sektöründe üretilmiş yapımlar.

Bu çok iyi bir gelişme, zira yürekten inanıyorum ki, bu sektördekiler, sinemanın ruhunu hâlâ taşıyan insanlar..

– – –

Yani böyle, Hollywood’un durumundan son ayrıntıları aktarmış oldum. Gerçi onu kurtarmak da bize kalmadı elbette. Zaten kurtulmaya da ihtiyacı yok, zira Hollywood’un en önemli özelliği, “öteki”yi de kendinden birisi yapabilmesidir. Yakında bağımsızlar da bağlanacak, başka bağımsızlar çıkacak, falan, filan.. Bakın Coenler ile Tarantino bağlanmaya başladı bile..

27 Şubat’ta imiş tören. Baktım şimdi, 83.’ymüş aynı zamanda. Yine bakacağız tabii, izleyeceğiz uykumuz gelmezse. Çünkü seviyoruz sinemayı. Seviyoruz, ama Cinema Paradiso‘daki Toto gibi seviyoruz. O heyecanla..

– – –

Bir de Oscar denince aklıma bu gelir hemen, niçin bilmiyorum. YouTube buraya koymama izin vermedi. Tıklamanız gerekecek o yüzden buraya. ♣

Reklamlar

H O L L Y W O O D” üzerine 2 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s