Kılavuz #1: Adım Adım Depresyondan Çıkmak

Yeni bir ahkâm türüyle karşınızdayım, önce onu bir belirteyim dedim. Adım adım bazı şeyleri başarma kılavuzu. Penguen Dergisi‘nde Serkan Altuniğne‘nin böyle bir bölümü vardı, biraz onun gibi aslında, ama bunlar ciddi. Yani tabii ben söylüyorum sonuçta, ne kadar ciddi olabilir ki.. Neyse, okudukça karar verirsiniz.

İlk olarak ele alacağımız konu, modern çağımızın hastalığı, hepimizin zaman zaman yakalandığı, birçoğumuzun ise yakalandığını bile anlamadığı şey; depresyon. Türkçesi bunalım gibi sanki. Konumuzla ilintisizdi bu son söylediğim, Türkçe dersinde değiliz.

Fazla uzatmadan başlıyorum:

1. Adım: Birinci adım, aslında depresyona hiç girmemektir. Tabii ilk kez depresyona girenler için zordur ama, bunu daha önce tecrübe etmiş kişilerin, depresyon uzaktan uzaktan yaklaşırken depremden önce huzursuz olan kediler köpekler gibi olduğu, bilimsel olarak olmasa da kanıtlanmıştır benim nezdimde. Tecrübe diyelim. Sonuçta bir kere belirtilerini hissettiyseniz, hemen ikinci adımdakilere geçerek kurtulabilirsiniz.

2. Adım: Belirtileri göremediniz veyahut görüp de engelleyemediniz ve girdiniz diyelim depresyona sağ salim. Girmişseniz girmişsinizdir, yapacak bir şey yok. Bu öyle “bir arkadaşa bakıp çıkmalık yer” de değildir hem. Kalınır bir süre. Zaten asıl olay da burada patlak verir. Sigara gibidir; bilinçli başlayıp “istediğimde bırakırım yeaa!” denir ya, işte depresyonun başlangıcındaki her şeyi koyverme güzelliği insanı çeker. Ama kanmayınız, o bir bataklıktır aslında ve girdiğiniz an yapışır, çıkmaya çalıştığınız ilk anda da daha içine çeker. Yani kısaca ikinci adım şudur: Gerçeği görün ve ona kanmayın. O güzellikler cadının sihirli elmasından öte değil.

3. Adım: Çıkmaya karar verdiğiniz aşama burasıdır efendim, bir önceki adımda zaten o karara başlamıştık. Şimdi biraz gerçek aksiyon yaratmanın da zamanı. Öncelikle, evden dışarı çıkmaya başlayacaksınız. Biliyorum, nicedir evde, hatta odada tıkılı duruyorsunuz. Biliyorum. Ama böyle çözülmüyor. Evden ne için çıktığınızın pek önemi yok, ama mesela bir arkadaşla buluşmak iyi olabilir. Tabii bu depresif süreç içinde birçok arkadaşınızı yok saydığınızı da biliyorum. Kaçmaz. O yüzden şimdilik sadece çıkmak bile iyidir. İyidir, çünkü birçok şeyi tetikler, mesela aynaya bakmanız gerekecektir, saçlarınızı yıkayıp düzeltmeniz, kısacası kendinize çekidüzen vermeniz şart olacaktır. Ve hey, bu işler dış görünüşle başlar dostum! Onniçün, silkinin ve kendinize gelin. (Bir paragrafta iki Amerikan filmi lafı fazla geldi.) Ama cidden, öyle bir silkinmek olsun ki sanki üstünüzden tozlar dökülmüş gibi olsun. (Hani Matrix’te Neo metro istasyonunda silkiniyor ya, öyle.)

4. Adım: Evden çıkmak yetmeyecek, çünkü çok kısa bir zaman içinde yine dönmek isteyeceksiniz. Evinizin rahatlığı, sıcaklığı en önemlisi de dertsiz tasasızlığı (ne olursa olsun bu böyledir) sizi acayip cezbedecek. O yüzden dışarıdaki vaktinizi uzatmanız şart. Bunu da en iyi birilerine ulaşarak yapacaksınız. Başka yolu yok. Sizi en çok seven, mümkünse en neşeli ve en kadirşinas arkadaşınızı arayın, konuşun ve de buluşun. Bak nasıl iyi gelecek, vallahi.

5. Adım: Eve dönmek de bâki olduğundan, size bir uğraş lazım. (Tabii bu noktada işsiz ve de güçsüz olduğunuzu varsayıyorum, zira iş, en güzel uğraştır. İşiniz varsa ona odaklanın. Hatta zaten işiniz varsa bu sularda gezmeniz zor genellikle.) Bu uğraş kesinlikle kitap-müzik-film gibi tüketilebilir bir şey olmamalı. Onlar işe yaramaz. İlla ki üretmelisiniz. “Benim elimden bir şey gelmez” demeyin. Herkesin bir yeteneği vardır. Kiminiz belki bir şey çalacaktır, kiminiz yazı yazacaktır, kiminiz de söztemsil yemek yapacaktır. (Hatta o pek keyiflidir.) Üretmek, insanı mutlu eden en büyük etmenlerden birisidir.

6. Adım: Bir öncekinin son cümlesinde ne dedik? Hayatın anlamını arayıp de bulamayanların başucu kelimesi: Mutluluk. Yapacağınız şey basit, bu kelimeyi unutacaksınız. Çünkü mutluluk denilen sanal olgu, hiçbir zaman tam anlamıyla sahip olunabilecek bir şey değildir. Bu haldeyken de, birazcık mutsuzluk sizi yeniden aşağı çeker. O yüzden bu uyduruk kelimeyi bir kenara bırakıp, sadece yaptıklarınıza odaklanacaksınız. Evet, bu başlıbaşına bir adım olacak kadar önemli.

7. Adım: “Eski siz”, iyi birisi değil, o yüzden onu anımsatacak şeylerden kaçınmalısınız. O yüzden yenilikler bulun. Yeni insanlarla tanışmak en güzel yoldur, garantilidir hem de. Biliyorum, bazen -belki çok zaman- zordur ama başlayınca çorap söküğü gibi gelir gerisi. Çekinmeyin, atılın. Ha bir de imkanınız varsa en güzeli yer değiştirmektir, yeni bir eve, şehre taşınmak müthiştir. Sakın ha “peki kendinden kaçabilecek misin?” sözünü dinlemeyin, o sözü ilk söyleyene de okkalı bir küfür savurabilirsiniz. Onu söyleyenler insanların aslında kendilerinden değil, çevrelerinden kaçmaya çalıştıklarını anlayamazlar. Ve her zaman, hem de her zaman, tebdil-i mekânda ferahlık vardır. Vardır.

8. Adım: Belki de son adım. Artık yeterince de tava geldiğinize göre, çok önemli olan bu şeyi söyleyebilirim; kendinizi sevin. (Kedinizi değil, o da olur da, o işe yaramaz. Kendinizi.) Biliyorum, tam bir halkla ilişkilerci mottosu ama, en azından bu kez doğru. Çünkü tüm bu depresyonluklar, mutsuzluklar, efendime söyleyeyim, bıkkınlıklar sıkkınlıklar falan, kendinizi sevmediğiniz için oluyor. Bunu biraz düşünün önce, ardından da bilin ki, sizin değeriniz başkalarının size verdiği ile ölçülmüyor, sizin kendinize verdiğiniz değer başkaları için ölçü oluyor. Ve bu son yazdığımla iyice kendimden soğudum. Ama yine de doğru. Blogger’ını kapatan bilge.

Efendim, ben elbette biliminsanı değilim ama, ömrünün büyük kısmını -ki bu çeyrek asırdan fazla eder- bu depresyonik işlerle geçirmiş birisi olarak, bu gözlemlerimin çok da yanlış olduğunu söyleyemem. Bence bir deneyin, gelin, tekrar konuşalım. Reçete gibi olsun yani.

Son olarak; bana gelince, benim durumum farklı. Ben hepsini görüyor ve artırıyorum. Yani benim henüz çıkasım yok. Hoş, bir de bugünlerde öğrendim ki, “27 yaş depresyonu” diye bir şey peydah olmuş, yeni. Benimkisi o her hal. Sonra değinirim. Bilemedim.

Haydi kolay gelsin. ♣

Reklamlar

Kılavuz #1: Adım Adım Depresyondan Çıkmak” üzerine 8 yorum

  1. Gülümsüyorum. :)
    Böyle deyip bırakmak isterdim ama şunu da eklemek istedim; hani kendimden soğudum dediğin o cümle var ya, ne var ne yok hepsi bir yana, bir tek o bile yeterli bana göre.

  2. Sen depreyonda değilsin bunu daha önce de demiştim sanırım bu senin yaşam biçimin .))
    Saçma bir günde yüzümde kocaman bir gülümseme oldu ii ki yazmışın, sen çıkmasanda okuması keyifli oldu

  3. 25 yaşında kendisinden nefret ettim, oda kendimden nefret ettirdi… son günlerde idrak ettiğimse, senden, benden bişey, asla düşman değil nefret edilesi olsada… anlatmaya çalıştığı bişeyler var, kulak vermeli…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s