Silecekler

Hafif yağan bir yağmur sırasında, otomobillerin seyrek aralıklarla çalışan sileceklerini izlemek, apayrı bir keyifmiş. Daha bugün farkettim.

Değişik renklerde, değişik marka ve ederlerde onlarca, yüzlerce araç; ağır çekimde akıp giderlerken insana ister istemez karıncaları hatırlatır. Hani yazın en cevcevli zamanlarında dahi çalışmaktan usanmayan, o minnacık konvoylarda karşılaştıklar vakit hemen yan şeride geçen bu mucizevi yaratıklar aslında, insanlara ne kadar da benzerler.. Zira insanoğlu da yaz kış demeden çalışır, para kazanıp mutlu mesut yaşayabilmek için varını yoğunu ortaya koyar. Ağustos böcekleri ise pek sevilmez. Sinemadaki çok klişe anlatımlardan birisi de olsa her zaman etkilidir; hızlı çekimde, hızlı bir müzik eşliğinde betimlenen insanoğlu görüntüleri, koyun sürüsü gibi topluluklar.

İşte yağmur altında birbirleri ardına takılıp giden otomobiller de her zaman aynı klişe, ama keyifli ve düşündürücü etkiyi yaratmakta zorlanmaz.

Eminim ki birçoklarınız için bu yazılanlar yeni şeyler değildir, yani eminim ki tıkışıp kalınmış bir ofis içinde, yağmurlu havalar sırasında pencereden bakıp da bunları düşünmeyen yoktur. Ben de düşündüm, düşünüyorum, düşüneceğim.

Ama bu kez o silecekler biraz daha farklı düşündürttü. Düşün-dürttü.

Bu kez, o sileceklerin aslında başka bir şey olduğunu farkettim. Gerçek işlevlerinden başka bir işe yarıyorlardı, gerçek işlevlerinin ne olduğunu tartıştıracak derecede hem de. Yukarı aşağı hareket ederlerken aslında, göz kırpma niyetindelerdi, kendilerini farkettirmek istiyorlardı.

Onlar aslında birer yardım çağrısıydı, en çok da onları kullananların farkında olmadığı.

Her hareket ettiklerinde, her oynayışlarında “bizi buradan kurtarın” diyorlardı, haykırırcasına. Üstelik de biliyorlardı kimsenin onları duymadığını, duyulsalar da anlaşılmayacaklarını. Dilsiz bir insanın avazı çıktığı kadar bağırmak istediği ama başaramadığı anlardaki gibi de hiddetleniyorlardı sonuç olarak. “Bu köle sistemine, bu sömürü düzenine bizi alet etmeyin, kendi kendinize yok edin kendi kendinizi” diyorlardı. Üstüne üstlük o kadar da çaresizlerdi ki, salt yağmur esnasında kendilerini gösterebiliyor olmak onlar için apayrı bir çaresizlik, bambaşka bir stres kaynağı oluşturuyordu. Hatta yağmur yağdığı zaman artan trafik kazalarının asıl müsebbibi buydu.

Ben bugün onları gördüm, her dediklerini duydum. Ama biliyorum ki elimden bir şey gelmeyecek. Onlar da benim onları gördüğümü, duyduğumu biliyorlar. Hatta, elimden bir şey gelmeyeceğini de biliyorlar. O yüzden birazcık da olsa mutlulular artık.

En azından dikkat edin, görmeye çalışın onları, elinizden bir şey gelmese dahi bakın. Ve bilin ki, bazen bazı şeyleri -evet, şeyleri- mutlu etmek sanılandan çok daha kolay. ♠

Reklamlar

Silecekler” üzerine 3 yorum

  1. Bu yazı tıklım tıklım metafor kokuyor. Ya da algıda seçicilikten olsa gerek. Satır satır iz sürerek yapılacak bir sohbeti de hak ediyor bana kalırsa.
    Yine kafamı allak bullak ettin bak, zaten normal değilim şu sıra.
    Dur hele, biraz daha okurum ben bunu..

      • Ama şu sahne canlandı gözümün önünde okurken; kalabalık trafikte yol alırken birden bir yan yola sapıp, kırlara doğru yönelen bir araba. Bir çimenliğin ortasında durup, püfür püfür rüzgara bırakır kendini. Arada bir maviden griye gidip gelen bir gökyüzü ve inceden yağmur. Öyle bir silkinişe ihtiyaç var işte. Ha ama baharı çağrıştıran şeyler de olsa içinde, amacım o değil. Esas nokta o yan yola sapma kararı, ve sonrası.. iyilik güzellik.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s