Şehirde Büyümüş Çocuğun Hüznü

Başlık bazen her şeyi anlatır ya, herhangi bir eseri özetlemeye yeter bazen. İşte bu da öyle. Üstüne fazla bir şey yazmaya ne lüzum var.. Belki sadece ayrıntılandırmak mümkün.

Mesela, şehirde büyümüş çocuk, uçurtma uçurmayı bilmez. Hiç dokunmamıştır büyük ihtimalle o altıgen yamuğa. Bazı istisnalar varsa da, dokunmayı başaran, hatta ve hatta uçurmuş olan, onları da bekleyen yegâne şey sükut-u hayaldir, zira uçurtmalarının kısa yolculuğu elektrik tellerinde son bulur, yanık kokularıyla birlikte.

Şehirde büyümüş çocuktan iyi futbolcu pek çıkmaz, çünkü topa vurmayı bilemez şehirde büyümüş çocuk. Tüm gücüyle vurmak, daha doğru bir deyimle abanmak ister topa, lâkin aklı hep ya hemen yandaki caddede, ya da apartmanların camlarındadır. Korkar şut çekmeye, gol atmaya.

Kuşları ayırt edemez şehirde büyümüş çocuk. Hangi kuş ne zaman, nasıl öter, bilemez; çünkü onları hiç duyamaz. Şehirde büyümüş çocuğun duyduğu, otomobil, belediye kazıları, insan güruhları vesaireden oluşan tatsız, yavan bir kokteylden oluşur sadece. Kuşları sevmek istese de, sevemez şehirde büyümüş çocuk.

Gece gökyüzüne bakıp hayal kurmak ister elbette şehirde büyümüş çocuk da diğer tüm çocuklar gibi. Ve elbette bunu da başaramaz. Onun gökyüzünde yıldız yoktur zira, en azından o öyle zanneder. Şehrin arsız, yüzsüz ışıklarının o kadar uzaktaki yıldızları bile bastırmaya yelteneceğini düşünemez. Şehirde büyümüş çocuk, büyük ve küçük ayıyı, orta okul atlasında görür.

Ağaçtan meyve toplamışlığı yoktur şehirde büyümüş çocuğun. Ağaca tırmanmayı da bilmez zaten şehirde büyümüş çocuk. Zaten pek ağaç da yoktur etrafında. Yediği en lezzetli, en taze meyveler, marketlerden alınanlardır hep.

– – –

Daha da uzar bu hazin liste, biliyorum. Aklıma şimdilik bu kadarı geldi. Lâkin daha da kötüye giden bir durum bariz bir mevcudiyet içinde.

Ben de yukarıdakileri yapamadım. Hiçbirini. Buna rağmen iyi durumda sayılırım. Neredeyse tüm sokak oyunlarını geberene kadar oynadım, bisiklete bindim popomda selenin izi çıkana kadar. Yürüdüm saatlerce, kayboldum bazen.

Oysa şimdiki çocuklar çok daha şanssız. Koca bir kültür yok olurken, onlar tanıklık ediyor. Ne mahalle oyunlarını, ne çocukluk arkadaşlıklarını tadıyorlar. Benden sonraki nesil, “evde büyümüş çocuğun hüznü”nü taşıyacak, maşallah yazısı gibi. Bilgisayarın başında, televizyonun karşısında geçirecekler sahte çocukluklarını. Giderek gettolaşan bir toplumda; güvenli, yüksek duvarlı sitelerdeki yüksek evlerinde, 24 saat kamera altında.. Garip.

Benden bir önceki nesil ise -ki buna benimle aynı nesil olmasına karşın nispeten daha küçük şehirlerde büyümüş çocuklar da dahildir- daha şanslı idi elbet. Onlar gerçek sosyalleşmeyi çok daha iyi yaşadılar, bol bol düştüler, kalktılar. Bacaklarındaki morlukları sayamaz oldular. Sobanın sıcak olduğunu dokunarak öğrendiler. Yaşayarak yaşadılar.

Şimdi, bizim kaybolmuş neslimize göre çok daha mutlular.

Çoğu zaman ben de zaten bu nesle özenmişimdir. Çok değil, on yıl önce doğmalıydım. Peh.. ♠

Reklamlar

Şehirde Büyümüş Çocuğun Hüznü” üzerine 7 yorum

  1. O halde ağaçtan meyve toplamaya çağırıyorum seni, şehrin yakınındaki bir kırsaldan, bir kara parçasından. Kuşlar da hazır salmışken kendilerini ortalığa, şimdi durduğum yerden duyuyorum seslerini.
    Çiçeği yeni düşmüş, erik yavrularından bir tane attım da ağzıma bugün, daha büyümesini beklemeden ne çok yerdik bunlardan okul dönüşleri, diye hatırladım. Ertesi gün karnımız ağrırdı.
    Aah ah..

  2. İlk kez dedin ya, öldürdün beni şimdi. :(
    Nostalji namına bile bizim bahçeden, ağaçlardan falan bahsedemeyeceğim. Ühü..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s