Paralel Evrensellik ve Seçimler

Bugünlerde pek popüler bu “paralel evren” kavramı. Sağolsun filmler ve diziler de oldukça yardımcı oldu bu konuda, hatta sanırım Lost sayesinde iyice ayyuka çıktı. Fringe isimli güzide dizi ise tamamen bu kavram üzerine kurulu. Tabi aslında biz bunu ilk olarak Back to the Future: Part II‘da gördük.

İnanıp inanmamak değil de, zira çok çetrefilli bir konu, değinmek istediğim şey başka. Hayatımızdaki gizli paralel evrenlerden sözediyorum.

Bugün garip bir şey oldu. Bir şey farkettim. Bol ağaçlı, sessiz sakin güzelce bir parkın içinden geçerken, tepemde uzanıp giden elektrik tellerinin üstünde, bir garip kumru gördüm. Garipliği tuhaflığından kaynaklı değildi, garibanlığı duruşundan bile okunuyordu. Neyse, edebiyat yapmayalım, konumuz daha ziyade bilim zira. İçimden düşündüm, “Lan” dedim, “Şimdi şu kuş bir bıraksa, tam da altından geçerken, üstüm başım kirlenir.” Elbette ki ‘bıraksa’dan kastım, açık konuşalım, sıçmasıydı. Bunu düşünmemle, yolumu yaklaşık yarım metre sola kaydırmam bir oldu, ve ardından da bilin bakalım ne oldu?

Kuş, sıçtı. Çünkü kuşlar mütemadiyen sıçar.

Burada olay benim müneccim tarafım değil. O da güzel tabii, bak, güzel değil demiyorum. Ermişim gibi hissettim kendimi o an. Lâkin daha mühimi şuydu: Eğer, ben o an düşündüklerimi düşünmeyip kumrunun altından geçseydim ne olurdu?

Büyük ihtimalle, saçma bir alışkanlık sanrısı eşliğinde, fellik fellik piyangocu aramaya koyulurdum. Belki bulur, bir çeyrek bilet alırdım, belki o biletle zengin olurdum. Belki de piyangocu falan bulamaz, fakat aradığım süre içerisinde bambaşka şeylerle etkileşir, bambaşka şeyler yapardım. Belki bir araba çarpardı, ölürdüm.

Yani o an, sanki, halihazırda gerçekleşecek olan geleceğimi kırdım, paralel bir evren yarattım kendime. Üstelik de artık o evrende yürüyorum, üstelik de artık geri dönüşüm yok. Hayatım kalıcı olarak bu yola saptı. Hatta belki, siz bu yazıyı okuyarak bambaşka bir yola giriyorsunuz an olarak, belki sizin de zihninize bir şey geldi, ya da belki Lost’u izlemeye karar kıldınız, ya da, ya da, ya da..

– – –

Yaşadığımız her an aslında, bir yeni seçim, bir yeni evren. Bilimkurgu öyküler, bize aynı anda hepsinin birden gerçekleştiğini anlatır. Daha önce de dediğim gibi bunu bilemeyiz, fazla çetrefilli. Fakat burada çok eski bir kavram kendisini tartışmaya açıyor, ister istemez: Şans.

Şansın ne olup ne olmadığı, beni iyice germeye başladı artık. Yukarıdaki örnek basit olduğu kadar da çarpıcı aslında. Ben, o kuşun altından geçmeyerek şansımı kendim mi yok ettim? Yoksa, artık kalıcı olarak başka bir yola girmiş hayatımı değiştirerek, çok şanslı yepyeni bir serüvene mi atıldım? Bunu elbette ki hiçbir zaman bilemeyeceğim, ancak bu durum, tam da bu yüzden şansa olan inancımı sorgulatıyor artık.

Fakir doğmak, zengin doğmak, trafik kazasında ölmek, lotoyu tutturmak, Türkiye’de varolmak, Afrika kıtasında yaşıyor olmak, ve daha aklınıza gelebilecek tonla olay, bizim irademiz dışında gelişen.. Tüm bunlar şansın eseri mi? Yoksa bir şekilde, farkında bile olmadan yaptığımız (veyahut ebeveynlerimizin yaptığı) seçimler mi?

Sanırım şans diye bir “güç” yok.

Zaten bugünlerde güce olan bakış açım da değişti. Ama yine de, siz inananlar için söyleyeyim. May the luck be with you. * ♠

* Şans, sizinle olsun.

Reklamlar

Paralel Evrensellik ve Seçimler” üzerine 5 yorum

  1. Ben en çok kendi paralel “Evren”lerimi merak ediyorum aslında, ne yapıyorlardır şimdi acaba..
    Dediklerine katılıyorum ama, şans diye bir güç olmadığına da. Varsa bile bana yaklaştıkça gücünden kaybediyor. Başka yollar olmalı her zaman.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s