Korku

Kendinizi illâ ki yapmak zorunda hissettiğiniz, ama yapmaya da bir o kadar korktuğunuz şeyler var değil mi? Olmaması mümkün değil.

Gerçekten zaruri şeylerden bahsetmiyorum. Borç ödemek, yemek içmek ya da başka ıvır zıvırlar değil dediğim. Hani, “ya, yapsam cidden iyi olur, hatta evet, bunu kesin yapmak zorundayım” diye düşündüğünüz şeyler var ya, onları diyorum. Size bunları dedirten, ama kendinden de ürküten şeyler.

Hah işte, o “şey”leri, yapmaya karar verdiyseniz hemen yapın. Çünkü bir kez vazgeçtiğinizde, bırakın tekrar karar vermeyi, bir daha o aşamaya gelemiyorsunuz bile.

Şunu da asla unutmayın, korku, sadece ve sadece bir uyarı mekanizmasıdır. Hiçbir zarar verememiştir bugüne kadar hiç kimseye. Neyin uyarısı olduğu da gayet açık; yararınıza bir durumun varlığının uyarısı.

Evet, iddialıyım bu konuda. Korku denen şey, hayatınızda karşınıza çıkacak herhangi bir değişimi, herhangi yeni bir durumu, bilhassa da iyi olanları engellemek amacını güden, şerefsiz, cibilliyetsiz, gereksiz bir duygudur. Ne zaman ki güzel bir şey olacak, hemen devreye girer ve sizi onu yapmaktan alıkoyar; yüzsüz bir biçimde de, onu yaparsanız neler olabileceğine dair farazi öyküler fısıldar kulağınıza. Yani sol omzunuzun üstünde duran o tipsiz kırmızı arkadaştan hiç farkı yoktur.

Eğer ki bir biçimde onu dinlemez, onun fısıldadıklarına kanmaz, söylediklerini sallamaz ve yap dediklerini yapmaz da; korkunuzun üzerine giderseniz, sakın geri dönmeyin işte. İllâ ki yapın. Çünkü yapmadığınız anda, korku, kendi sözde haklılığını size de kanıtlamış olacak. O yüzden vazgeçmeyin.

Size sonucun kesin iyi olacağına ilişkin garanti veremem tabi ki, Tanrı bile veremezken, ben nasıl vereyim. Ama size şunun garantisini verebilirim; bu meydan okuyuşu her gerçekleştirdiğinizde, o korku ismindeki küçük lucifer biraz daha küçülecek, biraz daha sinecek. Sonunda da dikta iktidarı altındaki özgürlükçü birey kadar bile sesi çıkıyor olmayacak. İşte buna eminim.

Son olarak, bu farazi yazıdan çıkarabilecekleriniz şu olsun; korkmayın, korktukça sıra endişe, güvensizlik, tedirginlik gibi diğer cibilliyetsiz duygulara gelecek. Budur.

Bir korkağın beynini dinlediniz. Korkmamaya, vaktiyle defalarca ant içmiş bir korkağın. ♣

Reklamlar

Korku” üzerine 4 yorum

  1. “Hayalleri özgür bırakamıyoruz. İsteklerimizi koşullara bağlıyoruz. Erteliyoruz, erteleme tuzağına düşüyoruz.” diye not düşmüşüm bir yerlere, onu getirdi aklıma. Bunlar da hep korkudan işte. O tuzağa düşmemeli.

  2. İçimizdeki bu dirence, sizin deyiminizle korkuya, kimilerinin deyimiyle şeytana karşı koymak, direnci kırmak çok ama çok zor. Ortaya çıktığı durumlarda genelde yapmak, halletmek zorunda olduğumuz konularda ortaya çıkıyor. Hayatımız boyunca sürdüğümüz en büyük savaşın kendimizle, irademizle olduğunu düşününce…

    • Zaten nerede mutlu bir insan var, orada korkularıyla yüzleşmemiş biri var. Zira yüzleşmek mutsuz bilgeliği getiriyor. İki türlü yaşam mümkün yani.
      Ve tabi ki zor diğeri.
      Teşekkürler..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s