İzmir’in Politik Yapısı Üzerine

Yedi gün sonra seçip kurtuluyoruz artık. Sadece yedi gün kaldı, sabredin.

O kadar tantana, gürültü vesaire içinde hiçbir şey yazmadığımı farkettim, oysa ki süreci ilgiyle de izliyorum. Denk gelmemiş diyelim. Neyse, ben de bu konudaki yazıyı, en iyi İzmir temelinde üreteceğimi düşündüm.

Şimdi; öncelikle birkaç yanlış bilgiyi düzeltmek boynumun borcudur. Zira biliyorum ki İzmir, dışarıdan pek güzel görünüyor. Davulun sesi misali.

Bir: İzmir; hiçbir şekilde, CHP’nin kalesi falan değildir. Solcu ya da sol görüşlü, hiç değildir.

İki: İzmir son derece faşist bir şehirdir. Üstelik bu faşizanlık salt milliyetçilik tabanlı değil, geneldir. Kendinden olmayan her türlü görüş yok olsun ister.

Üç: Gerektiğini düşündüğünde, askeri yönetimin egemen olmasına karşı çıkmaz.

İzmir’in tarihine bakınca sanılanın aksine merkez sağın uzun yıllar boyu egemen olduğu söylenebilir, hatta bu tüm Ege Bölgesi’ne bile uyarlanabilir. Ahmet Piriştina’dan önceki belediye başkanlarında da mesela DYP’nin bariz üstünlüğü vardır. İzmir’in günümüzde kazanmış olduğu “CHP’nin kalesi” unvanı, solculuk ya da sosyalistlikle değil, sadece inatla ve yaşam tarzı kaygısıyla üstüne oturttuğu bir unvandır. Eminim ki, AKP geldiğinde en güçlü muhalif CHP değil, söz temsiz DYP olsaydı yine, İzmir’e o egemen olurdu. Ama zaten düşününce, eski CHP’nin de solculukla bir ilgisi yoktu. Yani aslında her şey tutarlı ilerledi.

İzmir’in solculukla falan ilgisi yok dedik ya, aslında aydın olmakla da herhangi bir bağı yok. Mesela İzmir gördüğüm kadarıyla -ki uzun zamandır görüyorum- Kürtlerden hiç mi hiç hoşlanan bir kent değil. BDP’ye bakışaçısı da beklendiği gibi hayli olumsuz. Hatta eminim ki bu durum, birçok kentten daha üst düzeydedir. Dediğim gibi sadece milliyetçilik anlamında bir faşizm de sözkonusu değil, örneğin başörtülü AKP seçmenine nefretle bakma yüzdesi daha da fazla. İzmirli’nin kendi gibi “aydın” olmayanlara bakışı hiç hoş değil yani.

Ayrıca İzmir, darbe yanlısı bir kent görünümüne de bürünebiliyor zaman zaman. Sokaktan çevireceğiniz herhangi on kişiden en az beşi, “AKP iktidar olacağına darbe olsun” der. Yeter ki onlar gitsin, postal yalamaya razıdır.

Birçok genelleme yaptığımın, ve İzmir’deki herkesin böyle düşünmediğinin de farkındayım elbette. Lâkin seçimlerde de çoğunluğun sözü geçiyor, unutulmamalı.

Peki bu durumda ne olacak? Nostradamus olmadığım, veya sonuçları çok doğru biçimde bileceğimi iddia etmediğim aşikar. Ama yine de bir şeyler geliyor aklıma.

Türkiye’de, “yeni” CHP’nin değişiminden rahatsız olan bir kesim varsa, orası İzmir’dir. İzmir’in CHP’yi seçme nedenlerini bu yüzden sıralamıştım. Bilhassa AKP’yi istemeyen, “laiklik elden gidiyor” diyen, özellikle elitist bir seçmen mevcut. Yoksulluk, hak, emek falan fazla hitap etmiyor İzmirli’ye. Dolayısıyla bu seçim sürecinde laikliğin l’sini bile ağzına almayan (ve bence çok doğru yapan) Kılıçdaroğlu, bir hazımsızlık yaratmış durumda. Buna, yıllardır kök salmış parti teşkilatının az da olsa tasviyesi de eklenince ciddi sesler yükselmeye başladı.

Bu noktada, 2007 Gelen Seçimleri’ne bakmak gerekecek. “CHP’nin kalesi” olan İzmir’de CHP yüzde 35, AKP ise yüzde 30 civarı oy almış. CHP’nin 11, AKP’nin 9 milletvekili var.

Evet, neredeyse aynı. Burada da devreye yüzde 14 civarı oy toplayıp 4 vekil çıkaran MHP giriyor.

İzmir’de CHP’den; mevcut sebeplerden -bir de ters tepen kaset skandallarından- ötürü MHP’ye bir oy kaymasının yaşanacağını düşünüyorum. Zira AKP’nin yüzde 30’undan pek bir şey kaybetmeyeceği ortada. Üstüne bir de, tümü CHP’li belediyelerden (özellikle Buca’dan) memnun olmayan, ama AKP’ye de hayatta oy vermeyecek kişileri eklersek, MHP’nin yüzde 20’ye ulaşması, belki de geçmesi, oldukça olası.

Yine 2007’ye dönünce, orada bir garabet kendini ele veriyor. Yüzde 7,5 oy ile GP, yani Genç Parti. Bu 150 bin kişi demek. Buradaki manasız seçmen, büyük çoğunlukla kararsızlardan oluşuyor, büyük ihtimalle de tam damgayı basarken “bir de bunu deneyelim” dediler. Bu seçimlerde de kararsızlar var elbet, bunların bir kısmı İzmir’de destek gören HAS Parti’ye oy verecektir, bir kısmı da daha garantili davranıp 3 büyüklere dağılacaktır.

Diğer partileri pek hesaba katmıyorum.

Sonuca gelirsek, İzmir’de, bir hafta sonra bazı sürprizler olabilir. Belediyesel sıkıntılara yüklenip adeta proje ishali yaşayan AKP, birinci parti olarak çıkabilir. CHP, bahsi geçen sebeplerden ötürü ikinciliğe düşebilir. MHP burada şahlanabilir. Bunlar olursa, şaşırmayacağım. Eğer olmaz da, aklıselim galip gelirse de, İzmir adına az da olsa “hayret” diyeceğim.

Çünkü İzmir beni hiç yanıltmadı bugüne kadar. Dilerim yanılırım. Zaten artık bir hafta sonra her şey ortaya çıkacak. ♣

Not: Boş oy atacağımı daha önce belirtmiştim. Belirtmiş miydim? Bilemedim.

Reklamlar

İzmir’in Politik Yapısı Üzerine” üzerine 4 yorum

  1. İzmir durumu aynen tam da dediğiniz gibi, İzmirli değilim orda oturmuyorum ama tanıdığım 12 İzmirli dost ile hep benzer konular üzerinden uzun uzun tartışırız.

    Hoş deniz insanı olmanın verdiği bir ılımlılıkarı var ama bazen insanı zivanadan çıkartan faşizan duvar misali duruşları var.

    Üzülerek her defasında solcuyum dediklerinde bu ülkede sol bir damarın olmadığını görmek üzüyor, tabi nasyonel sosyalizm tadında bir solu soldan sayarsak durum başka:/

    • Ben de uzun senelerdir İzmir’deyim ve bunları gözlemledim, evet. Daha da kötüsü medya da İzmir’i çok aydın bir yer gibi tanıtıyor, sadece muhalif diye.. Dışarıdakiler de öyle sanıyor. Ha tabi -nispeten- daha iyi olabilir, ama hiç de öyle lanse edildiği gibi değil.
      Yorumunuz için teşekkürler.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s