Özet Geçmiyorum

Ben bu blog alemine girdiğimden beri, güneşin etrafında bir kere döndü dünya. Yani aslında daha pek yeniyim. Ama yine de birçok tecrübe edindim, iyiyle kötüyü gördüm, yalanla yanlışa tanıklık ettim.

Diyebilirim ki, artık kimse kimseyi okumuyor. Daha doğrusu okuyan, yazan; o kadar az ki artık, neredeyse “kimse” mertebesine geldiler. Yok denecek kadar azlar.

Tabii bunda toplumsal olarak bir gerileme yaşıyoruz, bu çok aşikâr. Değil internette blog falan okumak, kitap gazete dergi bile tüketilmiyor. Giderek cahilleşiyoruz.

Bunda en büyük etken, hiç şüphesiz televizyon kültürüdür. Televizyonun getirdiği izleme alışkanlığı (ve kolaylığı), en azından biraz dikkat eforu gerektiren okumak eylemini ayağının dışıyla taca attı, çoktandır hem de. Bu konuda da yapılabilecek hiçbir şey yok. İş işten geçti.

Aslında internet ilk geldiği dönemlerde, bunu yıkacak gibiydi. Çünkü tv’den farkı, etkileşimli olmasının yanısıra, sinema gibi, birçok dalı biraraya toparlamasıydı. O zamanlar oldukça büyük bir “hız” sorunumuz olsa da, yazı, fotoğraf, görsel, video, müzik; hepsini birarada görüp tüketebiliyorduk. Tabi bahsettiğim hız sorunundan mütevellit, en çok yazı önplandaydı. Yani internetin ilk çıktığı zamanlarda internet, şimdi bolca bahsedilen “internet gazeteciliği”ne çok daha uygundu da aslında. (Hatta o dönemlerde ciddi anlamda yapılan çevrimiçi gazetecilik, cidden şimdikinden çok daha kaliteliydi, şu an yalnızca reklam görüyor, birbirinin aynı haberleri okuyoruz.)

Hayatın her noktasında iş gören evrim, burada da etkin rol oynayınca işler değişmeye başladı. Televizyonla olan farklar törpülendi. Yani kısacası burası da, okuma eyleminin giderek azaldığı, yazmanın 140 karaktere fikslendiği, en büyük paylaşımın görsel rebloglamak olduğu bir yer oldu çıktı.

Özet geçmek” gibi kalıplar geldi dilimize, o kalıplarla da artık en çok televizyon beslenir oldu.

– – –

Yalnız ve güzel ülkemdeki (yerseniz tabii) her güzellik gibi biz de azınlıktayız artık; en “müthiş” bloggerlar bile dilbilgisinden yoksun, saçma sapan tweetlerin birleşimi olan yazılar yazarken; değil yazmayı, okumayı bile zul gören kişiler bölünerek çoğalırken; biz, azınlıktayız, hâlâ en azından düşünce bazında bir şeyler ortaya koymaya çabaladığımız için.

Böyle mecralarda ahkâm kesiyoruz ya bir de utanmadan.. Bazen biz bile sallamıyoruz bizi, ama yine de fikir önderleri gibi yazıyoruz. Fakat iki kişi okuyunca bile mutlu oluyoruz. Çünkü öylesine yalnızız ki, o iki kişiyi orana vurunca iki milyon ediyor..

Kocaman internet evreninde bir garip gezegeniz kısacası, güneşimiz bile yok. ♣

Not: Yazıyı “özet geçiyorum” diye bitirmeyi düşlemiştim ama, baktım ki benim özetlerim Türk dizilerinin özetleri gibi oluyor, vazgeçtim.

Reklamlar

Özet Geçmiyorum” üzerine 2 yorum

  1. İstatistikler de doğruyu yansıtmıyor hatta, çünkü tesadüfen blogdaki bir yazıya ulaşanların da çoğu iki paragraftan uzun yazı görünce üşeniyorlar okumaya. Tahmin değil bu, gerçek. Bir grup, kendi içinde yazan, okuyan, yorumlaşan “ahkamcı” olup çıkıyoruz işte, bir elin parmakları kadar. Halbuki biraz argo, küfür, cinsellik, belden aşağı geyikler döndürelim bak kitabımız bile çıkar. Dilbilgisini de kim ne yapsın?
    Sen yine özet geçme ama, sıkılan okumasın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s