Excitement Deficiency*

House izlerken en çok sevdiğim hastalık isimlerinde geçerdi bu kelime, deficiency. Sonra zamanla farkettim ki, İngilizce’deki en sevdiğim kelimelerden birisi bu. Hem telaffuz, hem anlam olarak. Anlamları çok çeşitli.. “Eksiklik“, “yoksunluk“, “yetmezlik“, “gereksinim“, “kusur” hatta “gerilik” olarak bile kullanılıyor. (Son iki anlamına hiç denk gelmedim tabi.) Ama nereden bakılırsa bakılsın, hastalık belirten bir sözcük.

Hayata dair herhangi bir şeylerin noksanlığı da bu yolla anlatılabilir m bilmiyorum, ama ben olabileceğini iddia ediyorum. Başlıktaki “excitement“ı o yüzden ekledim zaten oraya.

Evet, bu gereksiz girizgâhtan sonra açıkça belirtebilirim artık; sanırım hemen hiçbir şeye dair bir heyecan duymuyorum artık. Yapılabilecek, hatta yapmak istediğim onca şey varken hem de.. Bu durum tıbbi bir hastalık olarak tanımlanabilir mi, emin değilim elbette.

Geçenlerde ileriye yönelik bazı hayallerimi gözden geçirmek için ciddi bir arayışa girdim evde. Her yeri aradım neredeyse, ama hiçbir şey bulamadım elle tutulur. En büyük hayal, farzımuhal, bir ay sonrasına ait çıktı. Yıkıldım. Ben ki, hayal ettikleriyle yaşayan birisiydim şu zamana kadar. Ama bir şey kalmamış artık orada.. İleriye dönük ufacık bir heves ya da istek yok. Manasız bir durum aslında. Lâkin cidden öyle.

İnsanın ileriye dönük hayali kalmayınca yaşamasının gereği kalmıyor aslında. Ne için, ne istekle, nasıl bir hevesle tutunabilir ki insan başka türlü. Umut etmeyi bırakmak biraz da. Ya da tam öyle değil, aslında umut etmeyi düşünmemek bile. Yani ileriye dair biraz bir şeyler düşünsem umut edeceğim. İleriye dair herhangi bir şey yok.

Peki ne ki bu semptomlar? Neler oluyor da bu teşhisi koyuyorum kendime?

Mesela, en önemlisi, her ne kadar insan ırkıyla ezelden beri iletişim sorunum olsa da, artık tamamen kesmek üzereyim bağlarımı. Üstelik bu en yakınımdan başlıyor, başladı da.. En yakın dostlarımı zaten çok önceden yok ettim de, sıraya aileyi falan da koydum artık. Herhangi birisine “günaydın” demeyeli, sanki aylar oldu. Gerek olduğunu da düşünmüyorum zaten, sorun da burada.. Birkaç dostum var, kaldı, onlara ne zaman sıra gelecek, ya da gelecek mi, bilmiyorum.

Eskiden bu lanet olası sikik şehirden gitme planları yapardım mesela. Artık hiç ama hiç düşünmüyorum bile. Kaderime boyun eğmiş, kabullenmiş biçimde duruyorum. Sanki felç oldum.

Para kazanmak, iyi bir hayat sürmek gibi idealleri terk edeli, zaten bir ömür oluyor neredeyse. Hiç girmiyorum oraya.

“Aşk” derseniz, size “üç harfli bir sözcüktür” derim. Bu.

– – –

Teşhisten sonra genelde tedavi gelir bu tıbbi işlerde ama, büyük ihtimalle bu hasta tedaviye yanıt vermeyecek. Çünkü iyileşmek isteyip istemediği meçhul. Zaten iyileşmek ne ki, bu daha bir muamma.. Geçen gün ekşi sözlük’te okuduğum bir alıntıyı yazayım da hatta, tam olsun. ABD’li gazeteci, Ellen Goodman diye biri demiş:

“Normal is getting dressed in clothes that you buy for work and driving through traffic in a car that you are still paying for – in order to get to the job you need to pay for the clothes and the car, and the house you leave vacant all day so you can afford to live in it.”

Yani diyor ki;

“Şüphesiz ki, normal dediğiniz şey; iş için aldığınız kıyafetleri giyip hâlâ borcunu ödediğiniz arabayla trafiğe girip, bu aldıklarınızın ve akşamdan akşama yatmaya gittiğiniz evin borcunu ödeyebilmek için çalıştığınız işe gitmektir. Biz insanları, hayatlarını mahvetsinler diye yarattık. Semi’allahü limen hamideh.”

Tam uymadı buraya belki ama, unutmadan da yazayım dedim. Tabi yine de çıkarılabilecek dersler var buradan. Ama şimdi hava, bunları düşündürmeyecek kadar sıcak burada.

Neyse. Geriye artık minimal düzeyde de olsa, bir tek bu blog kaldı, yazmaktan keyif alıyorum hâlâ, şimdilik. Bu da geçecektir zamanla. O zamana kadar buralardayım işte. Yaşamaya iyice üşenmediğim zamanlarda, yazıyorum. ♣

*Excitement Deficiency: Heyecan Yetmezliği.

Reklamlar

Excitement Deficiency*” üzerine 4 yorum

  1. Bilmişlik yapıyormuş gibi bir izlenim bırakmak istemem ama ben dahil bir çok insanın, farklı şiddetlerde de olsa anlattığın ruh halini yaşadığını düşünüyorum. Bunu ister “heyecan yetmezliği” olarak adlandır istersen “birşeylerin düzeleceğine dair umudum kalmadı” de, sorun şu ki kendini yalnızlaştırmaya devam ettiğin sürece geçmeyecek. Tecrübeyle sabittir :)))
    Bu aradruh halini değil ama yazıyı beğendim. Bu ne yaman çelişki böyle, bilmem artık :)

    • “Bir şeylerin düzelmesi” demek ne kadar doğru, bilemiyorum, çünkü bu da umut konusu gibi. Bir şey yok, ya da hayal etmiyorum bile ki, iyi ya da kötü olsun.. Ya da işte öyle şeyler.. Bilemedim artık. Sağol bu arada.

  2. Şimdi ben ne desem öncekilerin tekrarı gibi olacak. Ne çok konuşmuşuz aslında bu mevzu üzerine, şöyle bir düşününce.
    Aslında uzun vadeli plan, hayal, hedef ya da her ne dersek işte, bunlar hep bizim dışımızda, sanki öyle olmalıymış gibi bize dikte ettirilen şeyler. Önce ya da sonra farketmez, uzun zaman dedin mi, her şey belirsizdir halbuki. Hani planlar hep tutmaz ya, ya da bir bakmışsın on sene önce hayal ettiğinden çok farklı bir yerdesin. Öylesin diye de hayıflanmalı mı? Hayır. Ama bize hep hayıflanmayı, pişman olmayı, kaygı duymayı, korkmayı öğretiyorlar. Biz de doğrusu oymuş gibi yaşıyoruz. Yaşamak denirse.
    Uzun vadede tek bir hedefim ya da hayalim var, o da mutlu olmak, huzurlu bir hayat sürmek. Ne yaptığımın hiçbir önemi yok. Kimseye kulak asmadan, doğaçlama yaşamak, dostlarımla ve mümkünse bir karavanımla beraber. :) E zaten bütün hayallerim ve uzun vadeli hedeflerim de bunların içinde gizli.
    Şimdi var ya, ne uzun uzun konuşasım var. Ben hep diyorum yine diyeceğim, hiçbir şey aynı kalmıyor, her şey değişiyor. Böyle umutsuzluğa saplanıp kalmak bizim doğamızda yok ki.
    Benim daha diyeceklerim var da, du bakalım..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s