Altmış

60 yıl yeter bence insana. Yaşamak babında diyorum. 60 yıl yeter de artar bile.

Eskiden, çok küçükken, çok uzun zaman yaşamayı düşlerdim. Aslında tamamen bilimsel bir meraktı bu, insanoğlunun gelişmesini görmek, bilhassa da uzaydan gelecek yeni bilgileri öğrenebilmek, merakımı giderebilmek için çok uzun zaman yaşamayı düşlerdim.

Yıllar geçtikçe bu merakımdan herhangi bir kayıp yaşamadım elbette. Ama birçoğunun çocuksal bir heyecandan mütevellit olduğunu keşfettim. Anladım ki insanoğlu geliştikçe kendisini bitirmeye yöneliyor, yeni teknolojiler yaratmaktan çok yok etmeye yönelik. Uzayla ilgili ise daha karamsarım, yetkin tüm otoriteler yegâne kurtuluşumuzun başka dünyalarda koloniler kurmaktan geçtiğini ısrarla söylerken, dünya devletleri uzay harcamalarını kısıyor. Onun yerine silah falan üretiyorlar.

Sonuçta, bu bendeki bilimsel merak körelince, uzun yaşam isteğimi körükleyen şeylerden birisi de yokolmuş oldu.

Daha önemli tahrik sebeplerinden birisiyse, yaşam kalitemiz. Türk milletine özgü de olsa bu durum, dünya için de genellenebilir. Ama tabi bu ülkede kapana kısılmış haldeyiz. Kendi çevremdeki insanları görüyorum, 60 yaş üstü, hayatlarına bakıyorum. Manasız. Yılların yorgunluğunu atmak şöyle dursun, hâlâ çalışmak zorunda olanlar var. Çalışamayacak kadar güçsüz olanlar ise emekli maaşlarını bir şeylere yetiştirmeye çalışıyor.

Bir de şu var ki; sanırım tezimdeki en kuvvetli sav: Kurt kocayınca, hakikatten köpeğin maskarası oluyor. Çok örneklerini gördüm bunun, gördük. Hatta en yakın çevremize bakmak bile yeterli.

Zamanında ölmek diye bir şey var gerçekten. Tarihteki efsanevi birçok insanı düşünüyorum, hemen hepsi genç ölmüş. Daha yapacakları, düşünecekleri, söyleyecekleri varken, küt diye gitmişler. İyi bir şey mi bu, bilemem. İnsanlık için değil belki. Ama mesela Bülent Ecevit diye bir adam var. Çok şey anlatıyor.

Atatürk mesela, 30 yıl daha yaşasaydı aynı etkide mi olurdu? Bilmiyorum.

Ama biz sıradan insanlar için de geçerli bir durum bu. Çok yaşadıkça işin boku çıkıyor. Hastalıklar, ıvırlar zıvırlar. Yaşlandıkça çene kaslarında oluşan gevşeklik sonucu ortaya çıkan çene düşmesi. Patavat eksikliği, fikir-zikir humması. (Hep tıbbi terimler bunlar. Biliyoruz da yazıyoruz.) Daha bir çok şey.

Sevdiklerimiz, kaybetmek istemediklerimiz de var tabi ki, ama her sevgi de zamanla nefrete dönüşüyor. Bu da bir gerçek.

/Adolf Hitler mode on/ Sonuç itibariyle, ben olsam hükümetin yerinde, veririm kanun hükmünde bir kararname, sınırlarım yaşam süresine 60’ta. Zaten nihai amaçları emeklileri öldürüp büyük bir yükten kurtulmak değil mi. Tamam işte. /Adolf Hitler mode off/ 

Neyse, abartmayalım. Herkes istediği kadar yaşamakta özgür şu anda. Öyle de olmalı. Ama ben istemiyorum. Ne çevremde yaşlı insan istiyorum, ne de yaşlanmak. Zaten benim 45’i görmem bile, dünyanın en yaşlı adamının artık yaşamaktan sıkılması gibi bir şey olacaktır. ♣

Reklamlar

Altmış” üzerine 2 yorum

  1. Yok yok, eskiden değil ama şimdi artık 60 genç bile geliyor, duruma göre tabii ki. Eskiden, daha küçük olmamdan ileri geliyordu muhtemelen, 60 ulaşılması zor ve bildiğin dede nine yaşıydı. Ama şimdi, yaklaştıkça mıdır nedir, o kadar yaşlı gelmiyor.
    Du bakalım, kısmet..

    • Bir noktadan sonra hızlanıyor tabi, hatta rivayet olunur ki, ortasını geçtikten sonra hızlanırmış her şeyin bitişi. Dediğin gibi, kısmet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s