Kılavuz #3: Kaliteli Bir Yaşam Sürme Kılavuzu

Uzun denilebilecek bir aradan sonra, bir kılavuzla daha karşınızdayım sevgili okur. Zira eylülün başından beri bir şey yazmamışım, ama bu kez buna değdi gibi geliyor, fena bir yazı olmadı. Başlıktan da anlaşılabileceği gibi, size süper şeyler anlatacağım. Kaliteli bir yaşam sürmek, herkesin hayali değil mi? İşte burada yazılanlar, bu yaşamın kapısını aralayabilir cinsten. Uygularsanız, hayattaki mutluluğunuz garanti olacak. O kadar da kesin konuşuyorum. Başkasına da yapmam, kıymetini bilin yani.

Dalga geçiyorum sanıyorsunuz değil mi? Hiç de bile.. Beni çok yanlış tanımışsınız, böyle konularda şakam yoktur. Neyse, fazla uzatmadan önceki yazılara aşinaen maddelere geçelim:

1. Okul Mevzuu: Şimdi, öyle ya da böyle bir okul bitirmeniz gerekli, her şeyden evvel. Bir üniversiteden söz ediyorum elbette. Bölümünüz çok da mühim değil, zira yapılan bir araştırmaya göre okul bitirenlerin yüzde 60’ı kendi mesleğini yapmıyormuş. Evet tamam, yok öyle bir araştırma, sallıyorum ben. Olsun. Okul bitirmek diploma almak için gerekli, diploma da herhangi bir iş başvurusunda kullanılan ulvi bir kağıt parçası olduğundan, okulu bitirin arkadaşlar. He tabi en önemlisi, okulu asla ve asla uzatmayın, zamanında bitirin. Bu hayati.

2. Askerlik Mevzuu (Kadın okurlar doğrudan 3. adıma geçebilir): Ama erkek okurlar bunu da okusa hiç fena olmaz derim ben, zira bilen bilir, askerlik bir türk erkeğinin önündeki Çin Seddi gibidir. aşmadan ardında ne var ne yok bilinmez. Tavsiyem, okulu hemencecik, zamanında bitiren genç erkeğimizin bir an önce bu zıpırlığı da aradan çıkarması yönündedir. Ne kadar geç giderseniz o kadar bok olur.

3. İş Mevzuu: Efendim, yazımızın can alıcı noktalarından biri, iş mevzuudur. Bu mevzuu, sizin en kıymetli hazinenizdir. İstikbalde dahi sizi bu mevzuudan sorguya çekecek dahili ve harici bedhahlarınız olacaktır. Bir gün, kendini müdafaa mecburiyetine düşersen, işte o zaman elinde bu var arkadaşım. İşini öne süreceksin her ot bok durumda. İş, bu hayatta senin en önemli dayanağın olacak.

Mesela ayrı bir evde yaşaman gerektiği zaman işin devreye girecek, sana o garantiyi sağlıyorsa yapabileceksin ancak onu. Birisiyle evlenmeyi amaçlıyorsan yine bu mevzuuya bakılacak, paran kadar konuşacaksın. O yüzden işini iyi seçeceksin.

Tabi aslında bu durumda ve bu hayatta, sen işi değil, iş seni seçer. Bu böyledir. Sen işini seçmeye kalkacaksan eğer, öyle de özgür bir kişiysen yani, şimdi bırak bu yazıyı, okuma. Sana göre değil bu. Diğer sistem insanlarına sesleniyorum ben: KPSŞ! Kamu Personeli Seçme Şeysi. Bu şey, senin muhtaç olduğun kudrettir arkadaşım, damarlarındaki sikindirik kandır.

KPSŞ’ye gireceksin, iyi bir puan alacaksın, memur olacaksın. Bu. Memur olamadın mı, hayata küsme hemen, bankacı ol. Onu da mı olamadın, öğretmen ol, onu da mı olamadın, belediyeye kapak at. Yani bir yere bağlı ol, boyunbağı tak her gün, sakal tıraşı gerektiren bir iş bul. Bul ki sistem seni dışlamasın. Dışlamasın ki mutlu ol, başarılı ol. Yani en azından kendini başarılı zannet.

4. Mal Mevzuu: Hemen yanlış anlamayın, mal dediysem sizi kastetmedim. Taşınır ve taşınmaz olanlardan dem vurdum. Şimdi, yukarıda bahsettiğim gibi bir işi kıvırabilirsen, zaten kendiliğinden gelişecek bu olgu. Önce bir araba alacaksın illa ki banka kredisiyle, ardından da eve gireceksin. Arabayla değil, öyle danaya girer gibi. Tabi ki onun için de mortgage kullanacaksın, TDK’nın uydurmasıyla tutsat, ya da eskilerin deyimiyle konut kredisi. Kredi kredi olacak yani hayatın, kredi kartları fışkıracak ceplerinden, olmayan paranı saçarken sağa sola, tüketmenin verdiği hazla derin ve şiddetli orgazmlar yaşayacaksın. Hiç korkma, tamamen normal şeyler bunlar, olması gereken.

5. Evlilik Mevzuu: Eğer her şeyi doğru sırayla, hatasız yaptıysanız, bu aşamadayken, 26, bilemedin 27 yaşında falan olmanız gerekli. Öyle. Daha gençseniz oha zaten, kesin hile yapmışsınızdır bir yerde, baba parası falan kullanmışsınızdır, ne bileyim, defolun gidin pis hilekârlar; yok ama daha yaşlı iseniz, bir noktada işi batırmışsınız demektir, bu kesin. Dönün başa yeniden yapın tek tek. Neyse, bahsettiğim yaşlardaysanız artık everilme zamanınız gelmiş sizin, olmuş olmuş, eh, hemen annenize, arkadaşlarınıza, işte canım kim varsa çevrenize haber salın, size eli yüzü düzgün, sizin gibi iş güç sahibi, munis bir kız/erkek bulsunlar. 30 olmadan evlenmeniz lazım ey ahali, sistem bu, yapabileceğim bir şey yok. Sistem evli insan sever.

6. Çocuk Mevzuu: Açık konuşayım bak, yabancı değilsiniz ne de olsa. Çocuk için 30 yaş sonrası da uygun, evlenir evlenmez girişmeyin o işe. Zira daha evinize en kaliteli mobilyaları, en son teknoloji televizyonları, makineleri alacaksınız, balayına belki yurtdışına gideceksiniz, Facebook’a fotoğraflarını yükleyip ezik arkadaşlarınıza falan hava atacaksınız.. Hep bunlar para. O yüzden 30’u bekleyin çocuk için. Zaten çocuk doğduktan sonra işiniz hem daha zor hem daha kolay artık. Zor, çünkü çocuk var lan! Daha ne. Kolay, çünkü yeni bir adım atmanıza gerek yok, hayatınızın sonuna kadar aynı düzeni sürdüreceksiniz; iş ve tüketim arasında geçen bir yaşam olacak bu.

7. Kafa Yorma Mevzuu: En önemli maddeyi assolist edasıyla en sona bıraktım. Tüm bu yazının en ciddi kısmı da bu üstelik. Gerçi diğer kısımlar da ciddi ha, ona göre. Kafa yormak, sizin can düşmanınız olacak, bunu asla ve asla unutmayın. Düşünmeyeceksiniz. Kafa yormayacaksınız. Hayatınızı ya da kendinizi irdelemeyecek, size sunulanı kabul edeceksiniz. Hem zaten hayat size belli birkaç seçenek sunacak, zira kendisini, sizin yönettiğinizi sanmanızı sağlaması gerek. Mesela X okuluna değil de, Y okuluna gitmeyi seçeceksiniz siz. X ile değil de, Z ile evlenecek, A marka arabayı değil B markayı alacaksınız. Şimdi haksızlık etmeyelim, bunları hep siz seçeceksiniz bak. Onun dışında ise, kafa yormadığınız, bu düzenin, bu şablonun dışına taşmadığınız sürece, ama en önemlisi tükettiğiniz sürece hayat da size canı gibi bakacak, sizi hep, ama hep mutlu edecek.

* * *

İşte efendim.. Hayatta mutlu olabilmeniz için gereken her şey, aha da bu yazıda mevcut. Hepsini yapmak kolay, gerçekten kolay. Üstelik de bunlar, varsayılan özellik olarak sıfır para başlangıcı ile kuruldu, yani bir mirasa falan konmanıza gerek yok. Sistem kendine uyanları sever, onları mutlu eder. Sistem din gibidir. Allah gibidir. Kendisine ibadet edilmesini ister. Bunu yaparsanız da, sizi ihya eder.

Dolayısıyla, sakın ha artık “mutluluğun sırrı” ya da “kaliteli yaşam” gibi şeylerle dolanmayın ortalıkta, zira mutluluğun formülü çok açık. (Ve hemen silin aklınıza gelen o şarkı sözünü, duyuyorum bak) Önemli olan, onu uygulayabilmek de değil, o formülü uyguladıktan sonra, mutluluğu hazmedip hazmedemeyeceğiniz.

Ben mi? Ben dünyanın en mutsuz insanıyım, ve bu beni gerçekten çok mutlu ediyor. ♣

Reklamlar

Kılavuz #3: Kaliteli Bir Yaşam Sürme Kılavuzu” üzerine 8 yorum

  1. Evlilik mevzuundaki “haber salma” durumuyla kendini ele veriyor aslında konu. Sistem dinine tevekkül etmenin bir yolu da bu; her şeyi kendi seçimimiz sanırken aslında seçtirileni kabul ediyoruz. Öyle sanmak da mutluluğun gizli formülü işte. Kendi hayatının sorumluluğu olmayınca da biçilen rolü oynamak kolay oluyor, o biçim bir mutluluk da gayet güzel sindiriliyor.
    Eh, öyle mutluluk olacaksa ben de çok mutluyum mutsuzluğumla.

  2. Her sabah başarmaya çalıştığım tek bir şey var, bazen böyle düşünüyorum evet ; diş macununu aynı reklamlardaki gibi ya da tüpün üzerindeki resim gibi fırçaya sıkabilmek. Öyle büyük , aynı öyle ucu kıvrık şekilli…O kadar gereksiz büyük, üstelikte zararlı kimyasalı ağzımda ne yapacağımı hiç bilmiyorum, ama istiyorum elimde değil. Her macuna bakışımda o resmi görüyorum, n’pim…

    Laf aramızda, İnsan özgür değildir.

  3. Tamam özgürdür de en demeyelim buna, en; özgür olmayı ya da olmamayı seçerek hakkını kullanıyor tabi doğumundaki hak sahipleri başka ama yok bilader bana sormadan nasıl beni yaparsınız dersen ölmek de bi seçenek fekat baştan var olma durumun başkasının seçimi olduğu için sonraki tüm durumlar gölgenin seçimi kadar.. tamam abarttım ama ikincil kazanç diye bi şey var özgürlükten kaçış.. kimi beynini feda eder kimi güvenliği ve rahatı; amaç ortak, mutluluk yani daha iyi ya da doğru denilebilir mi bilmiyorum kimin neye önem verdiğiyle ilgili tabi kişilik ve çevre etkili… bla ble blö falan filan.. bilemedim selam.

    • Yine de “en” durumu işin içinde giriyor, ayrıca “en” deyince tabi, bir karşılaştırma sözkonusu, insan doğadakilerin içinde, en; bu bakımdan..

  4. Tam da anlattığın şekilde planlamışım hayatımı. “Sistem benim” diyorum valla. İşin garibi ben bu haldeyken mutluyum ya da öyle mi sandırılıyorum hakikaten?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s