Dönem Ödevi Sorunsalı

Lise dönemindeyken dönem ödevleri yapılırdı ya hani.. Birçok öğrenciye zulüm gelen, çoğunun en kolay dersi tercih edip yırtmayı düşlediği, geri kalanların da notları kurtarma gözüyle baktığı yıllık ödevler. İşte ben onlara bayılırdım.

Övünmek gibi olsun, birçok öğrencinin yaptığı gibi de sallamazdım hiç, hakikatten uğraşır, bir sürü kaynak bulur, siler çıkarır, fotoğraflar ekler, güzelce tamamlardım. Keyif de alırdım hep bu süreçten.

Tabi bilgisayarlar yoktu o zaman. (“Kopyala-yapıştır” mantığı ise, henüz yeryüzünde yoktu, ne kadar da güzeldi bu.) Daha doğrusu bilgisayar vardı, ama bilgisayarda dönem ödevi yapmak diye bir şey yoktu. İnternet denilen zımbırtı ise daha hiç yaygın değildi ve içinde de ne Vikipedia vardı, ne Google, ne de başka bir şey. Gazetelerden kuponla alınan 24 ciltlik ansiklopediler vardı ya hani, Büyük Larousse ve türevleri, çoğumuzun evinde de vardır ama şu sıralar kolilerde kurtlanmaktadır büyük ihtimalle; işte onlardı en büyük kaynakçam. Ayrıca dergilerden legal, kütüphanelerdeki kitaplardan da illegal olarak kestiğim (evet bu büyük bir ayıp, haklısınız) kupürler, fotoğraflar, vesaireler işte, hep en büyük yardımcım olurdu. Severdim, özen gösterirdim.

Bir de ilginçtir, çoğu dönem ödevimi matematik, fizik gibi derslerden alırdım, ben sözel bir bölümdeydim oysa. Astronomi diye bir ders olsaydı da onu seçerdim kesin. (Coğrafya içindeki minicik astronomi kısmı tabi ki de hiç yetmezdi bana, her şeyin yüzeysel geçildiği sadece bir saatlik bir dersti işte sonuçta.) Bir keresinde hatta, Pi Sayısı ile ilgili bir ödev hazırlamıştım, Pi Sayısı’yla ilgili yazılmış şiirler bile bulup koymuştum, ne güzeldi o.

Bir defasında da “Osmanlılar’da Bilim ve Teknoloji” isminde über bir konu seçip sonra haftalarca pişman olmuştum, zira Osmanlı Devleti ve bilim ile teknoloji aynı kefede pek durmuyordu, ilk bakışta. Ama sonuçta o ödev sayesinde öğrendim, Osmanlı Devleti’nde yapılan -ve sonradan ‘uğursuz’ diye yıkılan, parçalanan- ilk gözlemevinin kurucusu Takiyettin Mehmet‘i; Humbaracı Ahmet Paşa‘yı; Baron de Tot‘u..

Neyse efendim.. Aslında tüm bunları yazma sebebim şu. Ödevleri yapıp da teslim ettiğim hocalar, eminim ki zerre sallamadılar bu özeni. Bir-iki tanesini (özellikle Selma Muslu ismindeki nevi şahsına münhasır tarih hocamı) tenzih edesim var ama, büyük ihtimalle umurlarında bile olmadı. Hatta kuvvetle muhtemel birçoğu okumadan bile atmıştır, o kadar emek boşa gitmiştir yani.

İşte delicesine üzüldüğüm nokta da burada, o ödevlerin kopyaları bende de yok ki! İnsan bir fotokopi falan çektirir değil mi, o kadar el yazması güzellik yandı kül oldu çoktan. Emeğime kediler köpekler işedi. Çocuk kafası işte. Aslında bu durum, yaşanan hayatın da bir özeti aslında ya, neyse.

Nedense aklıma geldi ansızın ve üzüldüm yeniden. Bu kadar. ♣

Reklamlar

Dönem Ödevi Sorunsalı” üzerine 2 yorum

  1. Bak ben bir kere müzik dersinden almıştım dönem ödevini, kolay kolay da vermezler ya öyle derslerden, kolaya kaçtığımız düşünülür. Ama müzik öğretmenim severdi beni, ve de gerçekten sevdiğimi bildiği için kabul etmiş olmalı, neyse bilmiyorum işte.
    Üç tane zor- daha oraya gelmemiştik çünkü :)- parça vermişti flütle çal diye. İyi güzel hazırlandım, çaldım ama ikincinin ortasında durdurdu, tamam yeterli dedi, üçüncüyü dinlemedi bile. Hevesim kursağımda kaldı tabii, senin o okunmayan ödevler gibi. Ama bir tek şunda teselli buluyorum, en azından benim ödevim boşluğa, uzaya salındı gitti. Bir hoş sadâ oldu.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s