Filmekimi 2011 ve Sinemanın Ruhu

Bilen bilir. İzmir’in efsane sineması idi bir zamanlar, Çınar Sineması. Gerçekten muhteşem bir salona sahipti, dev bir perdesi, kocaman rahat koltukları vardı. İçine girilen kapı sanki bir solucan deliği idi, insanı doğrudan 70’li yıllara çıkaran. Az da film izlemedim orada, ama açıkçası çok da izlemedim. Zaten sonra kapandı gitti o güzelim salon.

Yaklaşık iki yıl atıl kaldıktan sonra, günümüzün artık neredeyse tekel sinema işletmecisi Cinebonus tarafından devralındı. Yenilendi, tekrar hizmete girdi, ki bu öykümüzün en önemsiz kısmıdır.

Açıkçası ne zamandır yeni haliyle hizmet verdiğini tam olarak söyleyemem, birkaç yıl işte. Zaten gerekli olan bilgi o da değil. Gerekli olan ve bahsetmek istediğim şey, “Filmekimi 2011” etkinliği sayesinde oraya tekrar uğramış olmamdır.

* * *

Adıgeçen festivalin 10. yılıydı bu sene. Bu sebepten, İKSV, ismiyle tezat oluşturmak pahasına Istanbul dışına çıktı bu kez. İyi ki de çıktı, zira benim gibi yıllardır kasap önündeki kediler gibi İstanbul’daki sanatsal organizasyonlara imrenerek bakan kitleyi ziyadesiyle mutlu etti. (Evet, size de selamlar G. Hanım.)

Tabi bu aksiyonu gören Hoca durur mu, yapıştırdı cevabı. Hemen gidip üç tane bilet aldı üç film için. Parası yetse hepsine de alırdı. Zaten niçin almasındı, yıllardır “ah Istanbul’da olaydım da gideydim” diye söylenip duran birisinin ayağına kadar gelmişken istediği şey, gitmesi de gerekirdi.

O da gitti zaten. Gittim yani. Şimdiki adıyla “Cinebonus YKM”, eski ve benim ısrarla kullanmaya çalıştığım ismiyle Çınar Sineması’nı, uzun yıllar sonra yeniden ziyaret etmiş oldum böylece. Haklarını teslim etmem gerekli, salon hâlâ çok güzel.

O muazzam büyüklüğünden herhangi bir şey kaybetmediği gibi -ki yeni moda gereği büyük salonlar amip gibi bölünmek suretiyle cep sineması denilen saçmalığa dönüştürülüyor artık hep- yenilenmiş, güzelleşmişti de. Seneler boyunca gözden ırak kalan eski güzel bir sevgili gibiydi aynı, kendisine iyi bakmıştı, belki saçını kestirmişti, biraz değişmişti ama, hâlâ alımlıydı, hoştu. Gözleri hâlâ güpgüzel, depderindi mesela; (ki burada perdenin büyüklüğüne atıfta bulunuyorum) nereden baksanız 20 metre vardı. (Cidden dostlar, sinemanın perdesi 20 metre var nereden baksanız. Ayrıca salon da en az 500 kişilik. Sanırım şimdi biraz anladınız durumu.)

Sinema salonuna övgülerim şimdilik bu kadar, ama sinema denilen şeyin kendisi için henüz ısınıyorum.

Olayın tamamen bir festival içinde gerçekleşiyor olmasından mıdır, ya da başka bir şeyden mi bilmiyorum, ama gerçekten sinemaya gittiğimi anladım şu iki gün içinde. Öncelikle, ki bu en önemli etken sanırım; salon doluydu. Salon dopdoluydu. En son dolu bir salonda film izlediğimde, perdede “Avatar” vardı. (Ve evet bunu söylerken utanıyorum. Gittim ben o filme. Ama, ama hangimiz gitmedik ki, hangimiz merak etmedik ki 3D’yi?) Bu pazar günü ise, o devasa salon ağzına kadar doluyken, ekranda oynayan bir Blockbuster değil, bir “von Trier” filmiydi. (Lars bu durumu kendi de görse inanmazdı belki.) Kendimi bir an için Cannes‘da falan sandım, itiraf edeyim. (Hatta sonradan düşündüm de güldüm kendi kendime, nereden baksanız İzmir’in bütün “entel”leri oradaydı o anda, “Inglourious Basterds“taki gibi bir “Operation K.I.N.O“ya kurban da gidebilirdik. Sepetteki tüm çürük yumurtalar. Heheh.)

Normalde gayet kıl bir insanevladı olduğumdan mütevellit isterim ki salon bomboş olsun. Öksüren, tıksıran, herhangi bir gürültü yapan olmasın etrafımda, hatta mümkünse gülünmeyecek sahnelerde gülenler, hemen çıkışta giyotinde hadım edilsin. Ama bu kez hiç de öyle hissetmedim, zira ortada sinemanın ruhuna uygun bir şeyler vardı. Evet, bir şeyler dönüyordu orada ve ben o bir şeylerin tam ortasındaydım. (Gerçekten, oturduğum yer tam ortadaydı.) Bu durumun bana nasıl bir keyif verdiğini sanırım burada anlatamayacağım. Ama şu var; ben o gün sinemaya gittim. 70’li yıllara döndüm, bir kitle faaliyeti olarak film izledim. Buydu durum tam olarak, bu.

Bir mabetti orası o anda benim ve diğer tüm sinemaseverler için. Tapındık biz de.

* * *

Neyse efendim. Gittim ve film izledim neticede, aslında çok da büyük bir değişiklik değildi bu hayatım adına. Lâkin şunu gördüm. Bazen, her gün yaptığımız alelade şeyleri bile, yapılması gerektiği gibi yapsak, çok daha fazla zevk alacağımız kesindir. Ve zaten bu sefil hayatımızda yapmamız gereken tek şey de, bu sefil hayattan azami düzeyde zevk almaya bakmaktır. (Yazının sonunu iyi bağlayacağımı düşünmemiştim aslında, ama iyi oldu.)

Son olarak sinema; başka hiçbir şeye benzemeyen şeydir, sanat dallarının en gür yapraklı, meyveli olanıdır. Ve özellikle de film denilen şey, sinemada izlenmesi makbul olandır. ♣

Reklamlar

Filmekimi 2011 ve Sinemanın Ruhu” üzerine 7 yorum

  1. Kendi sinema salonun olsun bir gün o halde, diye de bir dilek dileyesim geldi, “Cinema Paradiso” misali. Kendi kendine gösterimler yapıp, istediğin zaman da salonu dolduracak filmler oynatırsın.

    • Hahah, güzel bir temenni mi, yoksa incelikli bir eleştiri mi bilemedim, “kendi başını ye” gibi olmuş :) Sağol yine de, isterim öyle bir şey tabi ki.

      Bak havuz dışında bu da var işte.

  2. Samsun’un da tam merkezinde böyle bir sineması var: “Konak Sineması” Ama maalesef bırak böyle etkinlikleri, ayda yılda bir gidilecek doğru düzgün film gelse yine iyi. Bir de şu son paragrafa eklenecek bir cümle daha olmalıydı. Sinema iki kişilik bir hadisedir miydi neydi?

    • Çınar Sineması’nın “Konak”ta oluşuna ne demeli peki? Tesadüf mü? Sanmam. Belki vakti zamanında İzmir’e gelip Çınar Sineması’nı beğenen bir Samsunlu tüccar, o sinemanın benzerini Samsun’a açıp ismini de “Konak Sineması” koymuştur.

      Olamaz mı? Olabilir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s