Madde 22, Joseph Heller

İnsanlık tarihinin en acımasız savaşı. Altı yıllık kâbusun en cevcevli yılları. Muharebenin tam ortası, Akdeniz, Akdeniz’de kıytırık bir ada, adada birbirinden çatlak, birbirinden fazla kafayı yemiş havacılar, erler, erbaşlar, omzukalabalıklar, levazımatçılar, varolmayan askerler, hiç yaşamamış ölüler; ve hepsinin ortasında bir yüzbaşı: John Yossarian. Tüm bunlar, Joseph Heller‘ın 1961 yılında yayınladığı romanı Catch-22‘nun (Madde 22) muhteviyatının bir kısmı.

Bazı kitaplar vardır. Ya seversiniz, ya nefret edersiniz, ortası yoktur. İşte bu kitap tam da onlardan. Sevmezseniz, nedeni bellidir. Okuması oldukça güç; onlarca karakter var, hepsinin de ayrı hikayesi; isimler karışık; olay örgüsü doğrusal değil; belli başlı net bir konu ise yok. Yani hiç sevmezseniz eğer, yani nefret ederseniz de haklısınızdır. Ancak bu etmenlerin hepsinin dışında öyle güzel şeyleri öyle güzel, çarpıcı, komik ve korkutucu anlatıyor ki, hayran olmamak elde değil.

Ne anlattığı ise, spoiler vermeden belirtiyorum, aslında aşikâr. Savaş karşıtlığı, savaşın manasızlığı, vicdani reddin mümkünatı ve gerekliliği, hem de savaşın ortasındayken. En önemlisi de, savaşın gerçekten ama gerçekten son derece manasızlığı. Bu manasızlığı da o kadar güzel aktarıyor ki okuyucuya, aksi tezlerle gelmek olası olmuyor.

Öyle ki, başkahramanımız Yossarian’ı esgeçsek dahi, misal bir “Milo Minderbender“ımız var. Savaşın kime nasıl yaradığını, kapitalizmi, emperyalizmi, piyasa ekonomisini ve aç kurtları bir kişi üzerinden nasıl da güzel okuyoruz. Ya da albayların, binbaşıların, işte diğer birçok rütbelinin, kendi egoları uğruna neleri nasıl ve niçin yaptıklarını okudukça acı acı gülümsüyoruz. Ayrıca kısım kısım ilerleyen kitabın 39. kısmı olan “Ölümsüz Şehir” bölümü, o kadar çarpıcı ki. Yanmış yıkılmış bir şehirdeki sivillerin durumu, okudukça okunamaz hale geliyor.

Romanın ismi olan “Madde 22” ise oldukça enteresan, ve gerçek bir durumdan oluşturulmuş: Orduda savaş sırasında, akli dengenizin bozuk olduğunu iddia ederseniz, yani deliyseniz, sizi görevden alıyorlar. Lâkin, akli dengenizin yerinde olmadığını iddia ediyorsanız, yani bunun farkında olabiliyorsanız, aklınız yerinde demektir. Kitapta bu kısım şöyle geçiyor:

“Elbette var”diye karşılık verdi Doktor Daneeka. “Madde 22. Savaşçı statüsünden ayrılmak isteyen herkes deli değildir ki.”
Evet sadece bir tek kural vardı: Madde 22. Bu maddeye göre, aklı başında bir insanın yapması gereken tek şey, gerçek ve yakın tehlikeler karşısında, kendi güvenliğiyle yakından ilgilenmesiydi. Orr deliydi, şu halde, yer görevine yerleştirilebilirdi. Bir tek şey yapması gerekiyordu: Böyle bir istekte bulunmak. Böyle bir istekte bulunduğu an, deliliği geçmiş olacak, dolayısıyla görev uçuşuna çıkması gerekecekti. Orr daha sık görev uçuşuna çıktığı taktirde deli, çıkmadığı takdirde akıllı olacaktı. Ama akıllıysa uçuşa çıkmak zorundaydı. Eğer uçuyorsa deliydi ve uçmak zorunda değildi. Ama uçmak istemiyorsa akıllıydı ve uçmalıydı. Madde 22’nin akıllara durgunluk verecek kadar basit bir madde olması karşısında Yossarian afallamıştı. Uzunca bir ıslık öttürdü.
“Bu Madde 22 amma da esaslı bir maddeymiş” dedi.
“Haklısın en iyi maddedir” diyerek onayladı Doktor Daneeka.

Yani çıkmaz bir durumu temsil eden bir durum aslında bu. İmkansızlıklar silsilesi gibi bir şey. Hatta bu roman sonrası literatüre girmiş bir laf, bir deyim olmuş İngilizce’de.

Daha çok şeyler anlatmak mümkün ama buna yerimiz yetmez. WordPress fazladan yazılan her kelime için vergi kesiyor zira. Ama aslında daha uzatamamamın nedeni, bu kitabın daha çok, “okuduktan hemen sonra, üstüne doğru dürüst konuşulamayan” da kitaplardan biri olması. Anlattıkları uzun metrajlı bir rüya gibi. Rüya ya da kâbus.

Uzun metraj demişken, 1970 yılında sinemaya da uyarlanmış kendisi. Henüz izlemedim, ama kitaba tamamen sadık kalındığını biliyorum, elbette kısaltılarak.

Hülasa; “antimilitaristim” diyen kişilerin başucu kitabı olmalıdır Madde 22. Hatta kendisi bir romandan çok bir manifesto olarak bile ele alınmalıdır; yapılmalıdır bu. ♣

Reklamlar

Madde 22, Joseph Heller” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s