21 Yıl Boyunca Aynı Mahallede Yaşamak

Hani bazen en bilinen şeyleri bile, gerçekten anlayabilmek için, fark etmek gerekir ya.

Mesela akşam eve gelirken, mahallenin yaşlı ve aksi bakkalını görürsün yolda. Ama aynı zamanda emeklidir o bakkal artık. İşi çoktan oğluna devretmiş, tin tin yürüyordur evine mi artık nereyeyse. Zaten ezelden beri şişe dibi gibi olan gözlükleri, niğde gazozu tabanına evrilmiştir, ki o gözlüklerin ardındaki gözler, ne çok kereler seni kazıklayabilmek için fıldır fıldır dönmüş, ne hinlikler, ne pislikler görmüştür. Dandirik tarihi geçmiş malları sana kakalamaya çalışmaları, işine gelmeyince kapıdan kovmaları, kazım kazım kazık fiyatları diretmeye çalışmaları, hep hatırlarsın. Hem de sadece 10 saniye içinde belki. 10 saniyelik bir geridönüştür zaten yaşadığın. Fark ettiren de budur. önünde, yine artık nelere kızdıysa, küfrede küfrede yürürken “doğan amca”, sen kendini sorgularsın hafiften.

Göz açıp kapayıncaya kadar geçmiş bir 21 yıl. Şaka gibi gelir önce. Mahalleye ilk geldiğin zamanları anımsarsın. Hiç istemeyerek gelmişsindir zaten ve çaresizmişsindir. (Sonuçta 7 yaşında ayrı eve çıkmak, bugün bile pek akıl kârı değil.) Zaten oraya niçin geldiğin(iz) de tamamen bir manasızlık abidesidir. Kenarda bir yerde, boktan bir mahalledir orası. Ama olsun. Oradan kurtulmayı kafana koymuşsundur bir kere, sorun yoktur yani. Ya sizinkileri ikna edeceksindir, ya da bir fırsatını bulup başka bir yere gideceksindir işte! Bu senin hayatındır be, peh!

Lâkin elbette ki olmaz o. Olmuyor o pek olmaz o evet. Hep bir şeyler olur. Dış etkenler. İç etkenler. Araftaki etkenler. Etken olmayan etkenler. Hep etkenler. Vesaireler. Son umudun olan üniversiteyi de, sonuçta, aynı şehirde kazanırsın. gidemez, kalırsın.

Kalmak konusunda, daha doğrusu gitmek isteyip kalmak konusunda, sonunda, Fikret Aksu mertebesine ulaşmışsındır artık. Gözün aydın.

Sonra işte bir gün. Dedim ya. Fark edersin. 21 yıl. Gerçekten de dile kolay. Toplamda dört hece. Bak yazıyla yazayım: Yirmibir yıl. Söylemesi bir buçuk saniye sürüyor. Ama yaşaması 21 yıl.

Söylemesi gibi kolay da değildir. 21 yıl boyunca aynı mahallede, aynı evde, aynı vücutta yaşamak zordur. Gayet ki vücut konusunda -en azından şimdilik- herkes kadar esirim ben de. Ama diğerleri zordur. Hiç öyle filmlerdeki, dizilerdeki gibi sanılmasın. Ne Meraklı Melahat’in Şakir’i, ne Bizimkiler’in Cemil’i, ne İkinci Bahar’ın Ali Haydar’ı, ne de Yeditepe İstanbul’un Ali’si olunuyor zira, bu süre zarfında. Zaten sadece sen mal gibi beklediğin için, Senin dışındaki herkes değişiyor. (Bir kez daha Fikret Aksu demek istemiyorum ama; bir kez daha Fikret Aksu.) Bir zaman sonra, mahallenin monolithi oluyorsun. Gelip gidenlerle (daha çok gidenlerle) ilgili gizli kapaklı çetelelerin olmuş oluyor içindeki duvarlarda ve yalnızca izliyor, çizikler atıyorsun.

Niçin gitmiyorsun.

Önemli değil. Sonuçta gitmemişsin işte 21 yıl. Beklemişsin. Zaten beklemeyi kendine din edinmişsin artık. Olur olmaz her şeyi beklemişsin. Bekliyorsun. Bazen bir telefon bekliyorsun. Bazen bir “evet” bekliyorsun -ki o hiç gelmiyor. Bazen sayısalı tutturmayı bekliyorsun. Bazen sadece akşamı bekliyorsun. Çengelköy’ü bekliyorsun. Ama bekliyorsun. Mahallede de bekliyorsun. Sanki yeterince bekleyince, birileri gelip “Yeter artık. Bu çocuk beklemesi gerektiği kadar bekledi. Bakın, listede de adı var zaten. Bunun transferini gerçekleştirelim. Yazık” diyecekmiş gibi; bekliyorsun. Bekliyorsun işte.

Sonunda yaşadığın şehre bile düşman oluyorsun. Oysa şehrin de bir kabahati yok ki. O yalnızca figüran. Hadi karakter oyuncu diyelim. Tamam, tamam; en olmadı antikahramandır. Ama başrol asla değil.

Öyle ya da böyle. 21 yıl geçmiş gitmiş oluyor. 21. Ya 21 be.

Hayatının tam olarak dörtte üçü. O kadar matematiğim var.

Sevmek bir ömür sürmüyor, yalan o. Sevişmek ise değişken. Bunları düşünmek bir buçuk dakika, bu yazıyı yazmak 38 dakika sürüyor.

Bir ömür süren şey, beklemek.

Fakat belki, biraz daha beklenirse, kendiliğinden Yusuf Gülseçen  olunuyordur. Bilemiyorum. (Ali zor. Ali için mücadele lazım, göt lazım. Bizi aşar o.)

.Sazanların Tarihi.

Reklamlar

21 Yıl Boyunca Aynı Mahallede Yaşamak” üzerine 2 yorum

  1. Sürekli şikayet halindesin…Allah aşkına artık ya !, Bi kendine gel ! Ona buna laf atıp kendi köşesinde oturan yaşlılar gibisin…Beklersen gelmez tabi bir şey, kimse, zaman, her neyse….Beklemek zaten anlamı itibari ile anlamsız bir kelimedir. Beklenen şey sen sen beklesen de beklemesen de ya gelir ya gelmez…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s