Adadaki Kedi Mefhumu

Siz hiç bir adaya gittiniz mi? Gerçek bir adaya, üç değil, dört yanı denizlerle çevrili bir toprak parçasına. Tabi aslında bu noktada da denizlerle değil, denizle demek lazım, tanımda, zira dört tane denizin kesiştiği bir nokta bulmak zor olabilir. Gerçi iki tane deniz arasında kalmış da olabilir bu ada, o zaman da denizlerle demek lazım geliyor. Ben de farkındayım bunun ama önemsemiyorum şu anda. Siz de öyle yapın.

Neyse. Siz hiç bir adaya gittiniz mi diye sormuştum. Gittiniz mi? Ben gittim. Çok da güzeldi. Gitmeyenler için kısaca bir kısalayayım, dört tarafı da denizlerle çevrili. Gerçekten! Yine de bu konuda daha fazla bilgi isteyenler, Sait Faik’in bilumum öyküsüne gözatabilirler.

Adada kediler vardır. Bilmem bilir misiniz. Eeeh yuh artık bana, bunu tabi ki bilirsiniz. Kedi dediğin hayvan her yerde var yeterince. Lakin adada yaşayan kedi, diğer kedilere göre biraz farklıdır. Zaten bunların yazılma sebebi de bizatihi bu farklardır.

Adadaki kediler, her şeyden evvel, korkusuzdur. Cidden. İnsanlardan, arabalardan, köpeklerden, balıklardan, hiçbir şeylerden korkmazlar. İnsanlardan korkmazlar. Çünkü hem herkesi tanırlar, hem de daha önemlisi, doğdukları ortam, yani kendi orijinal habitatları, öyledir, insanların yanıbaşıdır. Adadaki insanlar da normal insanlardan farklı olduklarından, kedi-insan kolerasyonu arasında enteresan bir ilişki doğmuştur artık. Tıpkı Tarzan’ın orman canlılarıyla arasında olduğu gibi.

Evrim çizgisi orada kırılmıştır. Yepyeni bir Galapagos’tur, her ada. Ah Darwin abim göreydi bunları.

Sonracığıma, adadaki kediler arabalardan da korkmazlar. Çünkü ekseriyetle araba yoktur. Olmayan şeyden korkulmayacağını da, sanırım, salt biz insanoğlu anlayamıyoruz bir türlü.

Yani korkusuzdur adadaki kedi. Keyfi kıyaktır. Hiçbir şeyin kendisini üzmesine izin vermez. Biliyorum, bu özellikler aslında çoğu kediyi tanımlıyor. Ama adadaki kedi için durum daha bir “kedi”. Öyle. Gerçekten.

Ayrıca, siz hiç vapur karşılayan kedi gördünüz mü? İnen yolcuları selamlayan, gidip yanlarına sokulan? Havaalanında olsalar, boyunlarına isim kartı asacaklar, o derece. Hatta bazı bazı o vapurlara atlayıp, iskele iskele gezen kediler gördünüz mü? Bu fakirin gözleri bunların hepsini gördü sevgili kardeşlerim, bende yalan yoktur, olamaz! (Amaaa, olabilir de.)

*

Neyse. Adadaki kedilerin nasıl varlıklar olduğunu sayfalarca yazı anlatamaz, inanın bana. Birebir şahit olmanız lazım. Adadaki kedi farklı bir mefhumdur, kolay kolay algılanamaz.

-dı. Algılanamazdı. Yani ben öyle sanıyordum. Geçen gün farkettiğim farka kadar. Adadaki kedilerin, ille de adada olmaları gerekmiyormuş. Bunu gördüm, öğrendim.

Kedi dediğin güzel hayvan, kendi habitatını yaratabilen bir canlıdır. Tüm o keyfiyeti, rahatlığı, vurdumduymazlığı da buradan gelir. Ona bir yer verin siz. Herhangi bir yer. O orayı kendi istediği hale getirir. İlla ki getirir, ve orayı sahiplenir. O andan itibaren, orasını isteseniz de geri alamazsınız. Ha, çok sıradışı bir şey olur ve orayı terkeder belki. Ama yepyeni bir yer bulmakta gecikmez.

Dünyada sokak kedisi diye bir şey yoktur. Kedi, ev demektir. Evin tanımı farklılaşır arada sırada. Kedinin yattığı yer evdir. Kedi, yattığı yerden belli olur. (Evet, aslan da aslen bir kedi türüdür.)

Lafı uzatasım varmışsa demek ki. Hala sadede gelemedim tam olarak.

Kedilerin kendi ortamlarını yaratmaları için, suyla sınırlandırılmalarına gerek yok diyecektim aslında hepi topu. Bu işte. Dikkat edin bak. Mesela bir üniversitenin içindeki kediler, adadaki kedilerden bir hayli farksızdır. İnsanseven, korkusuz, rahat. Yavru kedilerin bile, artık içselleştirilmiş bir insana yaklaşma dürtüsü vardır, ki bu gerçekten ilginç bir şey.

Bir yerleşke içindeki kedilerin durumu, ne bileyim, sadece yerleşke değil tabi, bir oyun parkı, bir otel bahçesi, bir çiftlik arazisi, bir belediye mesire yeri, ya da işte bir ada; ne olursa olsun, sınırları belirlenmiş bir alandaki kedilerin hepsi, medenileşmiş, kendi altkültürlerini geliştirmiş, en önemlisi de hemşehrilik bilincini edinmiştir. Ya bundan daha enteresan bir şey olabilir mi.

Elbette olabilir. Bu durumun biz insanlar özelindeki yansıması. Yansıma demeyelim de. Benzeşmesi. Evet.

*

Bu noktadan sonra, bu habitatsal durumu insanlarla falan özdeşleştirecektim ben. Evet, yapacaktım bunu. Ama düşündüm de. Boşversenize. Çok sıkıldım ben artık. Çok. Kapıların falan sürekli yüzüme kapanmasından. Neyse. Siktiredin. Ben ediyorum. Zaten başka çarem de yok. Siz de siktiredin. Edin işte..

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s