Arada Olmadan Arada Kalmak

Salt kendi fevriliğimi konuşacağım şimdi burada.

Ya ben çok insan sevdim. Çok insandan nefret ettim. Çok sevindim. Çok üzüldüm. Çok güldüm, çok ağladım. Çok gittim, çok döndüm. Daha neleri neleri çok yaptım ben. Gerçekten. Ama aslında çokluk içinde yokluk çektim. Çünkü geçişlerim olmadı benim. Degrade renkler kullanmadım, solid solid boyayıp geçtim hayatımı.

Gri olmadı mesela. Ben Beşiktaşlı olmamı bile buna bağlarım zaman zaman. Siyah ve beyazdı her zaman aslolan renklerim. Arasını bulamadım. Aslında aramadım. Ya kazandım ya kaybettim. Gidiş yolunu önemsemedim.

Hep bunlar işte, fevriliğimden kaynaklandı. Ya da hep bunlar işte, fevriliğime yolaçtı. Espri mi kahkahadan doğdu, yoksa kahkaha mı espriden, bilmiyorum. Ama fevri bir kişiyim ben, bunu biliyorum.

Peki bu fevrilik gerçek hayatta benim ne işime yarayacak? İşte bunu çözemiyoruz. Arkaaaşlarla oturduk araştırıyoruz. Şimdilik pek faidesini göremediğimi farkettik, ama zarar derseniz gırla.

Fevriliğim yüzünden çok insanları kırdım, çok insanları üzdüm. Çok işlerden istifa ettim/kovuldum. Çok arkadaşlardan koptum. Çok şehirlerden bıktım. Çok paralar kaybettim, çok yaralar kazandım. Fevrilik hayatımın merkezine doğru ilerlerken ben kenara kaydım, uzaktan baktım.

Gördüğüm manzara hiç hoş değildi nihayetinde.

Ama yılmadım. Üstelik soyadım Yılmaz da değildi. Yine de yılmadım, çünkü başka çarem yoktu. Çalıştım çabaladım ve fevriliği yendim. Yani. Yendim sanıyorum. Yendim mi ki? Hiç sanmıyorum.

Kolay yenilebilen bir şey değilmiş bu fevrilik huyu, hazımsızlık yapıyor. Hele de tüm hayatını kontrol etme sevdası içinde geçiren birisiyseniz. Yaptığınız planlar takır takır bozulurken, uzaktan bakıp yıkılan bir şehir görüp delirmek geliyor elden yalnızca. Segmentler halinde dökülüyor her şey. Sinir olmaktan başka çare kalmıyor.

Ama yılmayacağım. Üstelik soyadım Yılmaz da değil. Yine de yılmayacağım, çünkü başka çarem yok. Daha çok gencim. İroni yok burada. Gerçekten gencim ve öğreneceğim çok şey var. Bu da onlardan birisi olsun. Sakince düşünmeyi, sineye çekmeyi, düşünce kalkmayı, kalkınca yürümeyi öğreneceğim. Öğreneceğim. Zaten hayat da bir öğrenme süreci. Her şeyi işte. Adına tecrübe falan diyor bazıları.

Lâkin yine de önce bir “öfke kontrolü” terapisi ayarlasam kendime, hiç fena olmaz. ♣

Not: Tekrar okuyunca, yazdığım en dandik yazılardan biri olduğunu farkettim bunun. Neyse boşverin, kalsın bu da böyle. Arada olur. Kafam da segment segmentse demek ki.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s