Yedinci Gün, İhsan Oktay Anar

Yani tabi şimdi İhsan Oktay Anar olmuşsanız artık, yazacağınız şey de heyecanla beklenir hale geliyor. Anar’ın 6. kitabı olan Yedinci Gün‘ü de Türk okurunun büyük kısmı, merakla bekledi haliyle. Yine İletişim Yayınları‘ndan çıkan roman, her ne kadar Anar’ın diğer kitaplarının yenilenmiş kapaklarına uygun bir kapakla çıkıp beni gayet üzse de, aynı zamanda eğlendirdi, bilgilendirdi de. Zaten İhsan Abi’yi okurken bunun olmaması pek güç. Neyse, tıraşı keselim.

Önce şunu demek lazım geliyor: Kitapta Amat‘ta olduğu gibi yoğun bir sembolizm var, gayet açıkça yerleştirilmiş. İsminden cismine kadar. Hatta ismiyle başlayalım, çok bariz şekilde, tanrının dinlendiği ‘yedinci gün’den bahsediyor, zaten son cümlede kendi de belirtiyor. İhsan Saittanrı“yı, Âlî İhsanİsa“yı, geri kalan herkes de insanoğlunu canlandırıyor. Teslis inancı üstüne kurmuş, kurduğu evren de başarılı aslında, tutarlı. (Yalnız, İhsan Sait’in bir ara Zulkarneyn‘e dönüşmesi enteresan. iyiliği arayarak buluyor, “yarı-ilah”lığını törpülüyor. Ha bir de zaten, anlamadığım da birçok gönderme var dini kaynaklara dair. Ben ancak bunları çıkarabildim.)

Ayrıca neredeyse her sayfada ağır ironi ve eleştiri var, hemen her kuruma yönelik. Ve ayrıca sanırım en eğlenceli İhsan Oktay Anar kitabı da olabilir bu, zira çok yerinde çok güldüm. (Mesela sayesinde “zarta babilof” diye bir tanımlama öğrendim ki, evlere şenlik.)

Romanın en hoşuma giden kısmı ise, tabi ki, bilimkurgu yanı. Hep aklıma H.G. Wells ve onun “The Time Machinei geldi okurken. Hemen hemen benzer çağlarda geçen, iki zaman yolculuğu temalı (her ne kadar Yedinci Gün tam olarak onu anlatmasa da) roman. İkisinde de bir steampunk atmosferi, güzel çağlar. Bayağı sevdim bu yönü.

Hoşuma gitmeyen şey ise, vermek istediği mesajı tam olarak anlatamayışı oldu. Anlamadığımdan değil tabi yea. Allah Allah. Ama o son on sayfaya sıkıştırılmış, yani gerçekten sıkıştırılmış kısım gayet yetersiz geldi bana. Sanki İhsan Abi (yazar olanı) kitabın hepsini yazmış da, son kısmı için 1 aylık zamanı kalmış gibi hissettirdi. Daha geniş tutulup, çözüm noktası daha dramatik geliştirilebilirdi.

Ama bu diğer tutumları pek değiştirmiyor gözümde. Pek çok kısmı bayağı güzel. Hele de iki bölüm var ki, çok ama çok sevdim. Birincisi, Doğu cephesinde yaşananların anlatıldığı bölüm. İkincisi de, ki bu çok daha da güzeldi, kitabın 3. bölümünün girişindeki yaklaşık 10 sayfalık “kısa dünya tarihi” tadındaki kısım. Gerçekten harika yazmış bunları.

Hülasa; Yedinci Gün, elbette ki İhsan Oktay Anar’ın en iyi kitabı değil, benim ve sanırım birçokları için, ama Puslu Kıtalar Atlası ve Amat‘tan sonraya yerleştirebileceğim kadar da iyi. Zevkle okunası. ♣

Not: O değil de, şimdi İOA da 6 kitaptan sonra bir dinlenme sürecine girer mi ki?

Reklamlar

Yedinci Gün, İhsan Oktay Anar” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s