Varolan Şeyi Bulana Kâşif Denir.

Eskiden. Eskiden dediğim, belki daha bir ay öncesi falan. Başıma gelebilecek en büyük felaketlerden biri olarak, tüm bilgilerimi tuttuğum harddisklerin bozulmasını görürdüm.

Düşünsenize. Ama benim açımdan düşünsenize, yıllarca yıllık birikim; müzik film dizi vesaireleri geçiyorum zaten, ama onun dışındaki fotoğraflar, kırık dökük yazılar, biriktirilmiş dandirik ufak programlar, ve saire. Neler neler. Yaşamın bir özeti gibi, damıtılmış, sizden geriye kalan her şey gibi. Posası atılmış, taze olmasa da nektar gibi bir portakal suyu gibi. Tüm bunların yittiğini düşünsenize. Gerçek anlamıyla küçük bir kıyamet. Hayatın sonu. Tanrım! Ne büyük bir eza!

İki hafta önce, tüm bilgilerimi tuttuğum iki harddisk birden yandı. Gitti. Uçtu. Puff!

Mevzubahis her şey yok oldu. Yok oldu işte. Her şey gitti. Ve ben ne hissettiğimi hâlâ bilmiyorum. Sanırım başta üzüldüm evet. Hatta biraz kahroldum bile denilebilir. Ama şimdi, her şey çok garip.

Evet Fight Club’dan örnek vermek üzereyim, takdir edersiniz ki duruma çok uygun. Evim yandı gibi. Yılların birikimi gitti.

Ve ben rahatlamış hissediyorum.

Arşiv derdi kalmadı, disklerdoluyoryenisinialmaklazım derdi kalmadı, şunlarıdaindirincehepsitamolacak derdi kalmadı. Özgür hissediyorum. Kaybedecek bir şeyim artık iyice kalmadı gibi. Ve iyi hissediyorum. (Ki bu durumu daha önce de konuştuk ey cemaat-i dandıkîn.)

* * *

Ama tam da öyle değilmiş aslında. Kaybedecek ne çok şey var. Yok mu? Var.

Ben bugün birisini kaybettim. Öldü. Gerçekten öldü. Neredeyse. Yani. Sanırım. Bana öyle geldi. Ama hissettiğim şey tam olarak buydu. Ve onun ölümünü yaşamadan, onun değerini anlayamadım. Anlamak istemedim belki, yokmuş gibi davrandım -ki acil durumlarda camı kırınca bendeki davranış biçimi otomatikman budur. Bugün benim için çok değerli birisini kaybettim ve geri kazandım. Tanrının sevgili kulu olmadığımı biliyorum, kaldı ki o kişi de eşek değil, ama yine de önce kaybedip sonra yeniden buldum.

Buldum.

“Yani belki de,” dedim, “Kaybedecek şeyin olmaması, o kadar da güzel bir durum değildir. Belki de o kadar özgür bir durum hiç değildir. Belki de kaybedecek bir şeyler olmalıdır ki, anlaşılabilmelidir şeylerin ve şeysizliklerin önemi.” Bunu dedim evet. Diye konuştum.

Buradan ne sonuç çıkardın derseniz, onu hiç bilemem. Zaten ben ders alma konusunda gayet sınıfta kalan biriyim her zaman, yani olayın metodolojisine ters benim yaşamım daha en başta. Ama yine de bazı şeyleri farkediyorum hâlâ ve ısrarla, öğrenmeyi öğreniyorum, en azından o konuda istikrarlıyım, hocamın da en azından gidiş yolundan bir kaç puan vermesini istiyorum. Öküz değil ya o da.

Ve tabii tekrar özür diliyorum.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s