Parklar, şehirlerin ücretsiz psikiyatrlarıdır.

Biriyle fena halde konuşmaya ihtiyacınız mı var, biriyle fena halde dertleşmeye?

Peki en iyi dostunuz sadece içki ve sigaranız mı?

Üstelik de meteliğe kurşun mu atıyorsunuz!?

O halde, bize gelin! Size dostluğun, birlikteliğin en güzelini verelim.

Parklara gelin!

Evet, böyle bir reklam olsa gerçekten bok gibi olurdu. Ama bence yine de anafikre sahip, ne demek istediğini anlatıyor.

Park, bambaşka bir şeydir. Gerçekten de hakkettiği sıfatı gururla taşır. Kentlerin nefes aldığı, insanların bireysel ve birbirinden habersiz beraberlikler yaşadığı alanlardır. “Alanlardır”. Siz ne verirseniz, onu “alır”lar.

Konuşursanız dert ortağı olurlar. Kusar, işerseniz tuvalet; içerseniz meze; koşarsanız müzik; coşarsanız perde olurlar. Asla yalnız bırakmazlar.

Ücretsiz psikiyatrlardır parklar. Psikolog değil, zira ilaç yazma yetkisi de vardır parklarda. İstediğiniz zaman istediğiniz dozlarda huzur verirler. 

Toplumsal ve kentsel bilincin membağıdır parklar aynı zamanda. Hafızaları olan, hiçbir şekilde unutmayan duvarlar, hard disk yüzeyleridir. Olan olaylar, ölen zamanlar hep orada kayıt altına alınır, yitip gitmez. Oraya giderseniz, ayaklarınızın altındaki yüzlerce anıyı hissedersiniz. Bu yüzden bazen yorucu da olabilir, evet.

Sait Faik’in parklardan çıkmaması, bazen orada sabahlaması da bu sebeple olabilir bence.

* * *

Gelgelelim, ben ciddi bir park sıkıntısı çekiyorum çok zaman. Bu kadar sevmekle birlikte, sık gidemiyorum. Gidecek adamakıllı park bulamıyorum. Çünkü yok. Evet. Ya da aslında var belki. Ama zihnimdeki park imgesinin ulaştığı çıta artık iyice yükseldi.

Paul Auster’ın karakterleri gibi Central Park’ta yaşamak istiyorum. Oralarda tek başıma içip hiçbir kimseden yaptırım yememek istiyorum. İçinde sahipsiz köpekler olsun, ama kimseye zarar vermesin istiyorum. Bir sürü şey istiyorum parklarla ilgili. Çoğu olmayacak şeyler.

Yine de seviyorum. Oralarda -artık azalsa da bu süre- çokça zaman geçirdim gerekli zamanlarda, çok üzüldüm çok sevindim çok ağladım çok güldüm. Çok âşık oldum parklarda, çok âşık olduğum kişilerden yüz bulamadım. Ama parklar her zaman benim yanımda oldular. Beni asla bırakmadılar.

Parkları sevin. Ve bizi hemen arayın! Telefo– Öf neyse tamam. ♣

Central Park

Yahu burası gerçekten muazzam bir yer. Vatikan’dan büyükmüş. Öyle diyorlar.

Reklamlar

Parklar, şehirlerin ücretsiz psikiyatrlarıdır.” üzerine 2 yorum

  1. O parklar eski parklar değil artık azizim. Belki de senin çıta yerinde duruyor da, onlar ufaldılar.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s