Şans Falan.

Bu kadar olayın üzerine ne yazayım, ne diyeyim; bilemiyorum, şans üzerine. Şans dediğin şey zaten son derece sanal. Elle tutamıyorum, gözle göremiyorum; zaman zaman kıçıma giriyor ama o durumda bile delicesine hissedemiyorum. Beş duyuyla algılanamayan şey, var mıdır? Şans, tanrı mıdır?

Onu da bilemiyorum. Ama bu aralar emin olduğum bir şey var: Aşırı şanssızım. Aylardır süren iş arayışım, sonunda -çürük de olsa- meyve vermişti, oysa son birkaç gündür süregelen gelişmeler ışığında net bir şekilde görebiliyoruz: Bu da yalan oldu, dergi kapandı, gemi battı, deprem oldu, vesaire. Bir kez daha işsizim.

Üstelik daha da ciddi bir sıkıntı var; çalıştığım kadarki kısmı da alamama riski altındayım. Ala-mamma-mia!

Bak mesaj veriyorum; insan şansını kendisi yaratır demeye getiriyorum!
Bak mesaj veriyorum; insan şansını kendisi yaratır demeye getiriyorum! Güldürmeyip üstüne bir de düşündürmeyen blog!

Peki. Kişisel problemlerimle kimseyi sıkmak niyetinde değilim; her ne kadar ta en tepede ‘kişisellikte çığır’ gibi bir slogan kullanmış olsam da. Kaldı ki çalışma hayatına ilişkin bu tarz sorunlar, bu ülkenin olmazsa olmazı. Ölümü gösterip sıtmaya razı etmek. O yüzden sıradan bir iş için bile ‘aa harikaymış bu lan’ deyip yamanıyoruz hemen.

O yüzden dertlerimi tümevardırmak niyetinde değilim. Ayemnat so speşıl aftır ol. Yine de buradan yola çıkarak anlatmak istediğim başka bir şey var, o da şu başta belirttiğim şanssızlık teması.

[Ah ulan, ah be… Şu kendi halinde blog, bu şans ve şanssızlık temasından ne çekti be arkadaş. WordPress’in dili olsa da konuşsa! O bile illallah ederdi benim saplantı haline getirdiğim konulardan. Gerçi etiketler bu yüzden varlar, değil mi? Merak etmeyin hiçbir yere etiket bulutu koymadım. Ben de merak etmiyorum fazla. Aynaya baktıkça siktiri çekerim kendime.]

Yaklaşık üç senedir -ama 2015’in ikinci çeyreğinden sonrası bunun dışında kalıyor- kendimi çok şanslı sayan birisiydim ben. Hakikaten de öyleydim. Olayları başka şekilde algılayıp başka şekilde yorumlamaya başlayınca, hayatım da ani ve kesin bir biçimde değişmişti. Şaka şaka. Yani, ani ve kesin bir biçimde değişmemişti, aksine yavaşça ve temyiz yolu açık şekilde değişmişti. Ama değişmişti ulan!

Yaptığım seçimler isabetli oldukça şansım arttı, şansım arttıkça da daha doğru seçimler yapmaya devam ettim. Yani bir süre sonra tam anlamıyla, içinden çıkmaya yeltenmeyeceğim bir kısırdöngüye girmiştim. Güzeldi her şey. Yolundaydı.

Evet, eksikler vardı ama -kimin yok ki lan!

İçten içe bu şanslı dönemin sonsuza dek sürmeyeceğini de biliyordum aslında. Hatta uzun süre mutsuz ve umutsuz kalmış insanların daha iyi anlayabileceği gibi; her güzel şeyde bir kötü yan arıyor, herhangi basit bir emare görünce de “hah, işte sonunda bozuluyor şansım,” diye iç burkuyordum. Fakat bir süre sonra bu his bile geçti.

Mutlu mesut yaşadım, -sanal mutlu insanlar gibi- çoğunlukla tükettim. Ta ki bu senenin başına kadar. (Bu “ta ki” kalıbını da hiç sevmiyorum. Nereye koysan eşek organındaki sinek gibi kalıyor.) Önce saçma sapan bir şekilde, bir dostumla kavga ettim; ardından, şu anki temel sorunlarımdan birisi, parasızlık, adeta ucundan baş verdi. Türkiye’ye dönme zamanımın gelip çatmış olması ise (ehm, yurtdışında yaşadım lan ben beş ay, ahaha), elbette her şeye tuz biber ekti. Bende tansiyon var lan belki de; tuz, olmadı işte.

Bununla birlikte dönüşümün hemen akabinde, eksikliklerimden en büyüğü, belki de tek eksikliğim, romantik bir biçimde ortadan kalktı. Ancak sanki o, diğer her şeyin diyetiymişçesine, elimde sadece o kaldı.

Neyse ki o kaldı.

Diyerek bu günlere uzandık. Ve şimdi, tam belki biraz düzelir derken, başta bahsettiğim durum ortaya çıktı. Çıkıyor. Genel olarak 2015 böyle geçiyor. Ama neyse ki o da bitiyor (merak etmeyin, bu şekilde kendimi kandırmaya niyetim yok; tanrının, yılları 365 günlük parçalar biçiminde ayırmadığının bilincindeyim. —Tanrı derken?)

Ben ne anlatıyordum yahu? İçerikten ve amacımdan bir hayli koptum sanırım, bu işleri biraz unutmuşum. Neyse, nereye giderse oraya giderim ben de. Hâlâ okuyor musunuz yahu?

Peki. Şans falan diyordum, evet. Şansın yanardöner bir şey olduğunu biliyorum. İzmir’deki uzun -ve tekdüze- hayatımın da çok kısa bir dönemi şanslı geçti zaten. O yüzden belki de karma bana bir şeyler anlatmaya çalışıyordur; belki artık İzmir, bitmiştir. Ve belki de içinde bulunduğum şanssızlık aslında benim şansımdır.

Karma is a bitch.

Ya da belki sadece kendimi kandırıyorumdur. Bu çok daha olası lan.

Jason Lee'nin sakallı hali beni andırıyormuş lan.
Jason Lee’nin sakallı hali beni andırıyormuş lan.

Karma dedim ya. Dedim çünkü son birkaç haftadır My Name Is Earl maratonu yapıyorum, tekrardan. Zaten ne zaman ümitsizliğe düşsem açar bakarım ona biraz. Earl Hickey kadar karma takıntım falan yok, zaten inanmıyorum da karmaya; yani düşünsenize, o kadar olaya rağmen adam (lafın gelişi ya) hâlâ Beştepe’de, sarayda oturuyor. Nerede ulan karma!? Yok. Ama Earl’den öğreneceğimiz çok şey var, bu kesin. Mesela çabalamak. Mesela pozitif bakmak. Şansı yaratmak, belki tıpkı benim de yaklaşık üç sene önce yapmaya başladığım gibi. Şans yaratmak. Bu nasıl olur demeyin; ben ne bileyim ulan. Ama bir şekilde, nasıl ortaya çıktığı bilinmeyen bir güç (tanrı değil) çıkarıyor bu şevki bazen… ve bam! Bir de bakmışsın şanslı ve mutlusun. İşte o an çıktığı an, anan bile çağırsa duracaksın. O âna tutunacaksın tamamen, ki bahsettiğim kısırdöngüye girebilesin.

Karma is a funny thing.

Hay küfredeceğim şimdi alıntına.

Neyse. Bu yazıyı hiç sevmedim, başı sonu yok, bilinçakışı tekniğine tecavüz etmişim gibi duruyor buradan bakınca. O yüzden hiç yayınlayasım da yok. Buna karşın tamamlayacağım zira nicedir bir yazıyı tamamlamadım.

Böyle “tamamlayacağım” falan deyince de, bir sonuç paragrafı yazacakmışım gibi oldu; ama hayır. Yazı bitti.

Tamam okumayın artık, vallahi bitti. ♠

Aaa şey bir de, söylemeyi unuttum; blogun tasarımını değiştirdim ben arkadaşlar, ki zaten fark etmişsinizdir. Bir hayli değişti. Benim gibi muhafazakar bir insan için köktenci bir değişim oldu. Ama sevdim ben lan iyi oldu. Tamam şimdi cidden bitti.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s