Ağaçkakan, Tom Robbins

“‘Özgürlük kanunsuz hâle getirilince sadece kanun kaçakları özgür olacak.’ Bu, Anacortes’de görülmüş bir duvar yazısıdır ve ben bu lafa âşığım.”

Ağaçkakan, Tom Robbins, Ayrıntı Yayınları, 1999 (Birinci Basım).

Ben de aşığım! Bu lafa değil belki ama, genel olarak, birisine ve birçok şeylere aşığım. Ve diyorum ki aşk üzerine yazılmış en harika şeydi bu okuduğum!

Tom Robbins‘in bu pek ünlü, Remington SL3’ünden çıkma romanı nicedir aklımdaydı zaten, kısmet bir İstanbul-İzmir arasında okuyup bitirmekteymiş. Saçma sapan ilişkilerin yaşandığı, saçma sapan bir çağda aşk ve özgürlük üzerine yazılmış bir roman -ki bu saçma sapan zaman kesinlikle günümüz değil. Daha öncesi. Ama günümüz olsaydı daha da saçma sapan olabilirdi.

Bir prensese aşık olan bir bombacı var bu modern aşk masalında, garip mi garip iki karakter var; ve bunlar birbirleri için her şeyi yapmaya hazırlar. Bir yandan aşkı yaşamaya çalışırken bir yandan aşk, sevgi, özgürlük, devrim gibi kavramları acımasızca sorgulamaktalar.

Yazarın söyleyecek o kadar çok sözü ve her yerde o kadar çok gözü var ki! Fakat yine de bunlar söylerken hiçbir sıkkınlık ve bıkkınlık yaratmıyor bünyede. Zira -Remington’ı sağolsun- kelimelere, hecelere o kadar hâkim ki. Ağaçkakan’ın Leigh-Cheri’yle oynadığı gibi onlarla -ve bizle- oynuyor.

Herkesin okuması gereken harikulade bir roman bu.

“Aşkı kalıcı kılmayı kim biliyor?

1. Aşka semtin en güzel pastanesine çikolatalı pasta almaya gittiğinizi, eğer kalırsa, pastanın yansını yiyebileceğini söyleyin. Aşk gitmeyip kalacaktır.

2. Aşka ondan bir yadigâr istediğinizi söyleyip saçından bir lüle alın. Saçı ucuzcu bir mağazadan alınmış, üç tarafında yin/yang sembolleri olan bir tütsü aletinde yakın. Yüzünüzü güneybatıya dönün. Yanan saçın üzerine eğilip inandırıcı biçimde egzotik bir dilde hızlı hızlı konuşun. Yanmış saçın küllerim alıp yüzünüze bıyık çizmek için kullanın. Aşkı bulun. Ona yeni biri olduğunuzu söyleyin. Aşk gitmeyip kalacaktır.

3. Aşkı gece yarısı uyandırın. Ona dünyada yangın çıktığını söyleyin. Hızla yatak odasının penceresine koşun ve pencereden dışarı işeyin. Rahat bir edayla yatağa geri dönün, aşkı her şeyin yoluna gireceği konusunda temin edin. Uykuya dalın. Sabah uyandığınızda aşkı yanınızda bulacaksınız.”

Şurada bir de, aşkın simyasını o kadar güzel açıklamış ki! Denememek ayıp olacaktır:

“İki insan tanışıp birbirine âşık olunca ani bir büyü dalgası yaşanır. Büyü o zaman doğal olarak mevcuttur. Daha fazlasını üretmeye çalışmadan, bu bedava büyü ile beslenme eğilimi gösteririz. Bir gün uyanır, büyünün kaybolduğunu görürüz. Onu geri getirmek için debeleniriz ama genellikle artık çok geç kalınmıştır, hepsini tüketmişizdir. Yapmamız gereken, ta baştan itibaren ilave büyü üretmek için delice çalışmaktır. Bu zor iştir, Özellikle de gereksiz ya da aşırı göründüğünde, ama bunu yapmayı hatırlayabilirsek aşkı kalıcı kılma şansımızı büyük ölçüde artırırız.”

Daha çok alıntım var! Neyse. 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s