15 Yıllık AKP İktidarının Kazandırdıkları

akp

Ne zaman ülkede dandik bir şeyler olsa aklıma gelen, biraz ferahlatıcı, biraz da gerçeklerden uzaklaştırıcı bir düşünce pratiği oldu bu fikirler silsilesi bir süredir. AKP ve zihniyetinin günün birinde tarihin boktan sayfalarına -zira insanlık tarihinde ancak öyle bir sayfa hak eder bu yaşadıklarımız- karışacağı bir dönemin varlığını kabul etmem gerekiyor, bu kazanımları düşündüğüm zaman. Oysa bunun gerçekleşme ihtimalinin zayıflığının da farkındayım. Yani bir nevi ütopya denebilir bunlar için, daha da iyi bir ifadeyle, bir ütopya sırasında bize kılavuzluk edebilecek maddeler. Ortaya çıkan bazı gerçekler. Hakiki düşünceler. Nedenler ve nasıllar.

Gerçekten. AKP yönetiminin bize kazandırdığı büyük bir bilinç var.

Kötü yönetim

Şu on beş yılda o kadar çok şey oldu ve bunların o kadar büyük bir kısmını unuttuk ki aslında, bu kötü yönetimsel maddenin altını doldururken örnek vermekte şimdi ben bile zorlanırım. (Ama hazır çiçeği burnunda başbakanımız ortaya çıkmışken şunu hatırlatalım: Kendisinin daha ilk ulaştırma bakanlığı sırasında gerçekleşen hızlı tren faciası. Sene 2004. Bak, bırak istifayı, oradan yürümüş de başbakan olmuş ya kulum!) Ve yine de zihinlerimizin derinlerinde saklı o kadar çok skandal var ki.

AKP, yaptığı her şeyde -ki bu şeylerin çoğu çok kötü şeylerdir- büyük rezilliklere imza attı. Fakat hamasetle, ülke insanının yozluğuyla, din propagandasıyla bugünlere kadar geldi. İyi yaptığı birkaç şey bile büyük falsolar barındırdı. Eh, sağ olsunlar bunları da insanların gözlerine gözlerine soktular, zira iflah olmaz da bir utanmazlık düzeyindeler. Eskiden (yukarıdaki şu gazete gibi) medya da bağımsızdı, biatsızdı, birazcık daha onurluydu; dolayısıyla bu hataları, bu rezillikleri ortaya koyabiliyordu.

Dik durun, eğilmeyin, nasıl olsa bu millet sizinle. Gerçekten.
Dik durun, eğilmeyin, nasıl olsa bu millet sizinle. Gerçekten.

Peki bu rezilliklerin, bu kötü yönetimin bize faydası ne oldu? Şu: Olası bir iktidar kaybında, bunların yerine gelecek olan, diyelim ki şu andaki ana muhalefet kanadı, müthiş bir bilgi birikimine ve tecrübeye sahip artık: Kötü örneklerin en güzelini yaşadı yıllarca, nelerin yapılmayacağını, nelerin nasıl yapılmayacağını müthiş kavradı. Partilerin programları bile değişti. Partilerin kendi yönetimleri daha demokratik oldu (en azından eskiye göre, en azından bazıları).

Artık iktidar değişse, başa gelenlerin yanlış yapma lüksü olmadığı gibi, bunun olmasının imkanı da yok. Gelen ne yapacak? O kadar laf ettikten sonra böyle yolsuzluklara mı girişecek? İşçinin, emekçinin hakkını mı gasp edecek? İnsan haklarını mı ihlal edecek? Gösteri yapan gençleri mi öldürecek? Eğitim sistemini mi mahvedecek? Polis devleti olmayı mı sürdürecek? Din tüccarlığı mı yapacak? Cahil halkı manipüle mi edecek? Yargıyı mı ele geçirecek? Medyayı mı şekillendirecek? Saraylarda mı oturacak ulan!

Bunların hepsinde o kadar dibi gördük ki, daha kötü olması için ciddi ciddi IŞİD’in falan başa gelmesi gerekiyor artık. (Lan?)

Algısı açık insanlar için kötü örnek, en iyi örnektir.

Ülke insanının hakiki yapısı

İşte en sevdiğim madde bu. Çok da açık aslında, ama daha da açalım. AKP sayesinde son on yılda ortaya çıkan güruh, herkesin malumu. Cahil, reyisçi, biatçı Anadolu çomarları [bu linki mutlaka okuyun] bunlar. Kimliksiz, kişiliksiz, birey olamamış; sürüdeki koyunlardan daha düz, içlerinde ve dışlarında sadece pislik barındıran, kendi çıkarları için her şeyi yapan, insan haklarından bihaber, dinle yoğrulmuş zihinlerinde doğruyu ve yanlışı ayırt edemeyecek kadar sığır, milliyetçi ve hamasi duygularla aptallaşmış, cinsel açıdan bastırılmış/saptırılmış, gereksiz bir güruh. Gereksiz olduğu kadar da, çoğunlukta olan bir güruh (Evet, Çoğunluk filmine bir kez daha selam olsun).

Bu güruhu bugün hepimiz tanıyoruz (tabii onlardan biri değilsek) vefakat bundan yaklaşık on yıl önce, böyle bir topluluk hayatımızda yoktu. Daha doğrusu biz öyle sanıyorduk!

Senelerce bok varmış gibi övülen Anadolu insanıydı aslında bu topluluk. Mahallemizin samimi esnafıydı. Amcalarımız, dedelerimizdi. Delikanlı gençlerimizdi. Yaşlı ve tonton teyzelerimizdi. Vatanını milletini seven, namazında niyazında ağabeylerimizdi. Geleneklerine göreneklerine bağlı Türklerdi.

Ama aslında öyle değillerdi işte. Bunlar, 100 sene önceki devrimden nefret eden, Osmanlı ve biat sevdalısı çomarlardı. Yıllarca Anadolu’dan Anadolu’dan göründüler bize, ama oradan, otantik bir şekilde göründükleri için tatlı tatlı baktık biz. Onlar -tıpkı türbanlı bacılarımız gibi- ötekiydi bizim için.

Ne zamanki iktidarı ele aldılar, bütün yaldızları döküldü. Tişört ya da şort giyen kızlara orospu, içki içenlere kâfir, özgürlükçü insanlara anarşist dediler. Kendilerine karşı olan herkese (hatta bırakın karşıyı, aynı fikirde olmayanlara bile) her türlü etiketi yapıştırdılar, lanetlediler. Sayıları da bir hayli fazla olduğundan, kazandıkları yoğun cüretle her şeyleri hakları gibi görmeye başladılar. İnsan gibi yaşamaktansa nefret etmeyi tercih ettiler.

Bu ve bunun gibi çeşitli 'izdiham' görselleri, mevzubahis güruhu iyi tanımlıyor bence. Olay görgüsüzlükte, kültürsüzlükte de değil yalnızca; her şeyi kendine hak görmekte, diğer insanları önemsememekte, tamamen kendini düşünmekte, bencillik ve saygısızlıkta. Sevgisizlikte.
Bu ve bunun gibi çeşitli ‘izdiham’ görselleri, mevzubahis güruhu iyi tanımlıyor bence. Olay görgüsüzlükte, kültürsüzlükte de değil yalnızca; her şeyi kendine hak görmekte, diğer insanları önemsememekte, tamamen kendini düşünmekte, bencillik ve saygısızlıkta. Sevgisizlikte.

Bunlar son on yılda oldu, güçlerinin ayırdına vardıklarında. Tam da bu yüzden, bu insanlara iyi gözle bakmak -en azından benim nazarımda- artık imkansız. Eline gücü geçirince onu nefret için kullanan bir güruh, bokun soyudur çünkü.

İşte AKP iktidarının bize kazandırdığı en güzel bilinçtir bu. Halkını gerçekten tanımak. Reyis haklı, din bu ülkenin çimentosu. O yüzden de yapı çürük, yapı boktan.

Din

Hah, madem din dedik, dine gelelim. AKP’den sonra, dinden soğuyanların sayısını biliyor musunuz? Ben bilmiyorum ama azımsanamayacak kadar çok olduğuna eminim. Bu insanların, sırf AKP dindar, o zaman ben dindar olmayayım, gibi bir dürtüyle hareket etmediklerine de eminim. Sağ olsun AKP, bize dinin de ne olduğunu hatırlattı. Ya da hadi daha duyarlı olanlar için şöyle diyeyim: AKP, dinin ne kadar tehlikeli bir silah olduğunu hatırlattı. Tarih boyu bir sürü diktatör bunu her defasında uyguladı ve her defasında olumlu sonuç elde etti halbuki; ama biz de her defasında, aşık olur gibi bu tongaya düştük. E hani din, kitlelerin afyonuydu? Bunu Marx söyleyince komünist oluyor, ama Reyis din bu milletin çimentosudur deyince reyis mi oluyor! Eh, tabii.

Belki Sakallı, bunu bizim hissettiğimiz anlamda söylemedi evet; ama afyon altında uyuşturulmuş insana da, yine uyuşturucuyu göstererek istediğin bir sürü şeyi yaptırabilirsin. Görmüyor musunuz?

Buna daha ne yorum yapayım be? Fotoğraf kendi kendisini açıklıyor.
Buna daha ne yorum yapayım be? Fotoğraf kendi kendisini açıklıyor.

Şimdilerde laiklik yine gündeme girdi. AKP’nin ilk yıllarında, laikliği endişe eden insanlarla dalga geçiliyordu hatırlarsanız, fakat o günler geride kaldı, o güzel insanlar da kim bilir nerede çözüldüler. Artık her şey yapılabilir durumda ve halk desteği inanılmaz. İçinden çıkılmaz bir kısırdöngüye girdik çoktan: Din isteyenlere daha çok din ver, onlardan daha çok oy al. Onlara daha çok çocuk yaptır, nüfusu daha da arttır, onlara da din ver, onlardan da oy al.

AKP, dinin ne olduğunu ve insanlık tarihinde kendisine yer buldukça ne olacağını, başarıyla anlattı. En azından düşünme yetisi olan insanlara.

Elimizdekilerin kıymeti & Kendi gücümüz

AKP’nin tıpkı muhalefete öğrettiği gibi, bizatihi bize de öğrettiği şeyler çok. Örneğin elimizde tuttuğumuz ama kıymetini algılayamadığımız şeyler. Özgürlük. İnsan hakları. Kadın hakları. Mahalle baskısının olmayışı. Ucuz bira. Vesaire. Bunların büyük kısmının farkında değildik aslında. Yani düşünsenize, AKP iktidarı, birkaç sene önce zorunlu genel sağlık sigortasını yasalaştırdı. Bunun diğer ismi TC vatandaşı olmak için haraç ödemektir. Bilmeyenler bir zahmet araştırsın. AKP iktidarı, zamanında zina yasasını çıkarmaya kalktı. Düşünsene, sevgilinle seviştiğin için ceza alacaktın. AKP iktidarı, daha geçenlerde, kiralık işçi yasasını onayladı. Bunun diğer ismi de zaten modern kölelik.

Bunları yaşıyoruz biz ve -Spartaküs’ten falan 2000 yıl sonra mesela- 2016 dünyasında, elimizde bunlar varmış lan, diye düşünüp hayıflanıyoruz. Belki ilerde elimizden gidebilecek şeyler için şükrediyoruz.

Şüktürün gidin be!

Tabii bunlara tepkiler de veriyoruz bazen. Tam da bugünlerde 3. kutlu yıldönümü gelen Gezi‘nin etkilerini sadece biz değil, onlar da gördü. Onların görmesi çok umrumda değil. Fakat bizim görmüş olmamız mühim. Evet, iktidarı falan devirmedik; evet inanılmaz büyük kazanımlar elde etmedik; ama en azından, çok da damarımıza basıldığında reaksiyon verebildiğimizi öğrendik. Nazi Almanyasındaki Yahudiler, bu reaksiyonu veremedikleri için yok oldu. Bu unutulmasın.

Ha, bu reaksiyon bizi kurtarmaya yeter mi, emin değilim. Birçokları gibi ben de düşünüyorum, bugün ikinci bir Gezi patlasa, nasıl patlar? İlki kadar etkili olur mu? Acaba orada gazımızın büyük bir bölümünü attık ve bunu da normalleştirdik mi? Acaba dayanma eşiğimiz yıllar içinde yükseldi ve yeni Gezi’ler doğurabilecek olaylar karşısında bile zaten pasif mi kaldık? Bu sorular, zamanı gelene kadar kimsenin yanıtlayamayacağı sorular, ancak tecrübe ile anlaşılabilir. Ama ne olursa olsun. Gezi toplumu ayrıştırdı; safları belirledi. Günü gelince, o gün gelirse, ya ölecek bu insanlar ya da siktirip gidecek. Ama boyun eğmeyecek.

Bence gidecek. Gitmeli de.

Türkiye İran olur mu, sorusu on beş yıl önce sorulmaya başladığında, hep evet dedim. Evet, olur, ama şöyle: Türkiye’nin de aydınları, İran’ın aydınları gibi insanca yaşamak için kaçar, kalan ‘ötekiler’ ise kendi pisliğinde boğulur. Çünkü kalanlar ikna edilemez-anlayışsız-kötü-kötü-kötü kişilerdir. Kalanlar dogmacıdır, dindardır, cahildir, cüheladır. Bunlarla baş edilmez. Bunlar orktur. Bunlar uruk-haidir.

* * *

Bu saydıklarımın dışında da, AKP’nin -elbette ki dolaylı yoldan, yoksa onların doğrudan olumlu hareketlerde bulunduğu nerede görülmüştür- kazandırdığı şeyler vardır. Şimdilik ben bunları bulabildim ve sıraladım. Fakat bana bunlar da yeter. Yeter ki önümüze bir şans gelsin, buradaki ütopik düşünceler hayata geçme fırsatı bulsun. Dibe vurmadan yukarı çıkmak, dibe vurup çıkmaktan daha zordur. Denizin tabanına değince ayaklar, hız alıp zıplamak mümkündür çünkü. Aksi halde yükselmek için çırpınıp durmak gerekir, bu da çoğu zaman daha aşağıya gitmeye sebebiyet verir. Ülkedeki pislikleri gördükçe buna yönelik inancım artıyor. Tabii ki her defasında ‘daha ne kadar kötüsü olabilir,’ diyoruz, ve oluyor da; ama cidden her şey giderek kötülüyor. Bu da bana, umut veriyor. Fakat güneşli günlere biz yetişebilir miyiz? Sorun burada.

İmkanım olsa ben çeker giderim. Çünkü bir kez yaşayacağım. Koca dünyada bunların pisliğini niçin biz çekiyoruz ulan? Böylesine küreselleşmiş bir gezegende, yanıbaşımızdaki insanların insanca yaşadıklarını görmek, gördükçe de buradaki hayata hayıflanmak size de dert vermiyor mu? Bana veriyor. Benim İsveç’teki, Almanya’daki, Yunanistan’daki bireyden neyim eksik? Şans mı? Bunun nedeni ne? Tesadüf mü?

Tabii ki tesadüf. Her şey tesadüftür. ♦

Reklamlar

15 Yıllık AKP İktidarının Kazandırdıkları” üzerine 3 yorum

  1. Aah ah. Her satırına yüzde bin katılıyorum. İnsan olanın içi sızlar şunları okurken.
    Kıçı kırık hümanizmimiz ancak sahip olduğumuz küçük çevreye ve çekirdek ailemize indirgendi bu sürede. Ne kadar zor artık insanlardan nefret etmemek.

    • Kesinlikle. Hümanizm öldü. Ya da daha doğrusu, bizimki gibi ‘human’laşamamış ilkel toplumlarda hiçbir zaman geçerli olmadı. En azından benim nazarımda böyle.

      Aslında boşa konuşuyoruz hep, bir şeyin düzeleceği yok zira bu saatten sonra. Hayatını böyle geçirmiş adamı tutup da eğitecek misin? Olmaz, onlar seni bozar..

  2. Yatın ölün artık, buradan çıkış yok. Akp kapıları kapattı, bizim sayemizde :() Yaşasın gericilik yaşasın dincilik :() :() :()

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s