Girizgâh

Ve “Kalk,” dedi, “kalk artık oturduğun yerden; yazmak için harika bir sabah!”

Oysa ki bırakın yazmayı, düşünmeyi dahi unutmuştu nice zamandır. Yine de verilen emre itaat etti, her zamanki gibi. Kalktı, parmaklarını esir eden bilgisayarın başına oturdu. Aslında belki de başından hiç kalkmamıştı.

Ve “Yaz,” dedi, “kafandaki parça parça eklektik düşünceleri artık biraraya getir; yaz.”

Yazacaktı elbette, ama nereden başlaması gerektiğini; ne yazması, ne anlatması ya da anlatmaması gerektiğini bilemiyordu, her zamanki gibi. Belki de tam da bunu yazmalıydı zaten.

Ve “Haz,” dedi, “haz alacağın şeyleri yaz..”

Mantıklı geldi bu son duyduğu. Zerre haz almadan sürüp giden yaşantısının belki de yegâne manası bu olacaktı bir zaman sonra. Haz almaya bakacaktı.

Ve son kez haykırdı içindeki ses; “Son kezliğine olmasın, başladığın hiçbir şey..”

Ve o da karar verdi. Yazacaktı artık bundan sonra, yeniden. Yazacak ve hiç durmayacaktı. Lâkin içindeki sesi belki müteessir edecek tek şey şuydu zihnindeki: “Dandik dandik şeyler yazacağım, var mı ötesi!?

Reklamlar